YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13374
KARAR NO : 2009/14101
KARAR TARİHİ : 14.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.09.2008 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 104 ada 6 nolu zeyltinlik vasıflı taşınmazını sulamak için kullandığı kaynağın yeterli olmadığını, taşınmazı yararına Deliktaş Sulama Kooperatifine ait vanadan davalıya ait 5 parselden geçirilerek sulama suyu mecra irtifakı kurulmasını istemiştir.
Davalı, kendisine ait taşınmazda sık zeytin ağaçları bulunduğunu, davacının yeterli suyunun bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 6 sayılı parselde 2 adet su vanasının bulunduğu belirlenmiş, 03.02.2009 tarihli fen bilirkişisi raporu 8 nolu parselle ilgili olarak düzenlenmiş, 05.05.2009 tarihli celsede davacı vekilinin yanlış parselde keşif yapıldığını iddia etmesi üzerine davacıya ait 7 no’lu parsel için bilirkişilerce ek raporlar düzenlenmiştir.
Mahkemece, yapılan keşif hüküm kurmak için yeterli değildir. Yeniden keşif yapılarak dava konusu parsel yerinde tespit edilerek davacının gerçekten zorunlu şekilde sulama suyuna ihtiyacı olup olmadığı, kullanmakta olduğu mevcut suyun ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Ayrıca dava dışı …Köyü Sulama Kooperatifine ait vanadan davacının su alma hakkının bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
Öte yandan davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi de isabetli değildir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmeden, açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine. 14.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.