Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8736 E. 2009/10064 K. 30.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8736
KARAR NO : 2009/10064
KARAR TARİHİ : 30.09.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 16.05.2007 ve 01.08.2008 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacılara ait 945 parsel sayılı taşınmaz yararına 943 ve 944 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 944 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda açıklandığı gibi geçit istemlerinin karşılanmasında fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi asıldır. Aleyhine geçit kurulan 944 parsel sayılı taşınmaz 116 m2, 943 parsel sayılı taşınmaz ise 1092 m2’dir. 18.03.2008 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinden 945 numaralı parselin yüzölçümü büyük olan 943 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve batı sınırını takip edecek güzergahtan genel yolu ulaşma olanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabul ettiği gibi 943 ve 944 parsel sayılı taşınmazların müşterek sınırlarından kurulacak geçit 944 parsel sayılı taşınmazın ekonomik kullanım bütünlüğünü bozacağından fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece uzman fen bilirkişinden 943 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve batı sınırından 3 metre eninde geçit güzergahını gösterir şekilde ek rapor alınmalı ve 945 parsel sayılı taşınmaz yararına açıklanan bu güzergahtan geçit hakkı kurulmalıdır.
Açıklanan bu yön göz ardı edilerek geçidin 943 ve 944 parsel sayılı taşınmazların müşterek sınırından kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 30.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.