Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/15219 E. 2011/3811 K. 25.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15219
KARAR NO : 2011/3811
KARAR TARİHİ : 25.03.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2006 gününde verilen dilekçe ile yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa gayrimenkul satış vadi sözleşmesinin tapu kaydına şerhi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 14.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.03.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av… ile karşı taraftan davalı Kooperatif vekili Av… geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı kooperatif davanın reddini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ve davalı kooperatif temyiz etmiş, Dairemizin 09.02.2010 tarihli ve 2010/138 E – 1214 K sayılı ilamı ile özetle “…davacının temyiz itirazlarının reddine, davalı kooperatifin temyiz itirazı yönünden mahkemece davanın reddine karar verilerek davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, bu tür davalarda dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının temyiz itirazları reddedilip ret kararı onandığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388.maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.9.1991 günlü 281-415 ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları ).
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hüküm olduğundan bu hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 825 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 25.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.