Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6103 E. 2010/6706 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6103
KARAR NO : 2010/6706
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.08.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.09.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, tapu kaydında “… oğlu …” şeklinde yazılan kimlik bilgilerinin “… … oğlu …” ve “… oğlu …” yazılı şeklinde yazılan kimlik bilgilerinin de “… oğlu …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
İsminin düzeltilmesine karar verilen “… oğlu …” nüfus kaydına göre sağ olduğundan davacının dava ehliyeti bulunmamaktadır. Ayrıca isminin düzeltilmesine karar verilen “…” ile ilgili olarak mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu 1695 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağına göre taşınmaz, … ’a aitken 1965 yılında ölümü ile evlatları …, …, … … ve ….’e kalmış olup, … … ile …’nın kardeş oldukları anlaşılmaktadır. Ve yine düzenlenen tutanağa göre …’in doğum tarihi 1941 olarak belirtilmiş, nüfus kaydına göre … ise 1925 doğumludur. Dinlenen tanıkların beyanları da davacının iddiasını doğrulamamaktadır. Bu durumda tapu maliki ile davacının murisi arasındaki bağlantı mevcut delillerle kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır.
Bu durumda mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişi, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri dinlenmek suretiyle taşınmazın gerçekten davacı murisine ait olup olmadığı saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacının “…”e ilişkin talebi yönünden ise eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.