YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15126
KARAR NO : 2011/16186
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.02.2007 gününde verilen dilekçe ile yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın 4475 ada 20 parselde D Blok, 3. Kat 10 no’lu bağımsız bölüm yönünden kabulüne dair verilen 04.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş, Dairemizin 20.12.2010 tarihli düzeltilerek onama kararı sonrası davacının 06.05.2011 tarihli tavzih dilekçesi ile tavzih telebinin KABULÜNE dair 16.05.2011 tarihli tavzih kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dışı İmarkent Konut Yapı Kooperatifi ile arsa malikleri arasında düzenlenen arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca inşa edilen binadaki D Blok 4. Kat 11 numaralı bağımsız bölümün çekilen kura sonucu kendisine teslim edildiğini, kullanımında olduğunu, buna rağmen arsa maliklerinden davalı … adına tescil edildiğini ve davalının da mülkiyet iddiası ile ferağ vermekten kaçındığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, söz konusu bağımsız bölümün yüklenici Kooperatif ile sözleşme gereğince adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 26.10.2007 tarihli ilk kararda, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.07.2008 tarihli 2008/6889 – 9314 sayılı bozma ilamı ile özetle “…. Dosya kapsamına
göre; dava dışı yüklenici ile arsa malikleri … ile dava dışı arsa maliki … ve … arasında 13.06.1995 tarihinde arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenlenmiş olup, sözleşmeye göre 4 daire arsa maliklerine ait olup bu daireler inşaat tamamlandıktan sonra belirlenecektir. Yine aynı sözleşmeye göre arsa maliklerinden … ve … birer daire alacaklardır. Davalı binanın tamamlanmadığı, eksik bırakıldığı hususunda bir beyanda bulunmamıştır. Gelen tapu kayıt içeriğine göre, kat irtifakı 27.04.1999’da kurulmuş olup, D Blok 11 numaralı bağımsız bölüm ile … adına kayıtlı olan 10 numaralı bağımsız bölüm 09.06.2006 tarihinde tahsise istinaden …, aynı blok 9 numaralı bağımsız bölüm ise … adına tescil edilmiştir. 03.09.2001’de noter huzurunda çekilen kurada ise, D Blok 11 numaralı bağımsız bölüm davacı …’ya isabet etmiştir. Gerçekten sözleşme ile arsa sahiplerine bırakılan bağımsız bölümlerin seçimi onlara bırakılmıştır. Ancak, gelen kayıtlara göre, davalı sözleşmeye göre bir adet daireye hak kazandığı halde tapuda adına 10 ve 11 numaralı bağımsız bölümler tescil edilmiştir. Mahkemece, bu tescillerin dayanağı 08.03.2006 tarihli satış ve 09.06.2006 tarihli tahsise ilişkin belgelerde getirtilip, davalı adına sözleşme kapsamı dışında oluşan tescil ile davacının hukuki durumunun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır….” denilerek hüküm bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, mahkemece 04.12.2009 tarihli ikinci kararında davanın kabulü ile D blok 10 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.07.2010 tarihli ve 2010/7396 – 8451 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş, Dairemizin 20.12.2010 tarihli ve 2010/13944 – 14294 sayılı ilamı ile özetle “…Davacı dava dilekçesi ve 14.04.2009 tarihli oturumdaki açık beyanı ile dava konusu tescili istenilen bağımsız bölümün D blok 11 numaralı bağımsız bölüm olduğunu belirttiği halde mahkemece 10 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi HUMK’nun 74. maddesi hükmüne aykırı ise de karar davacı tarafından temyiz edilmediğinden, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Ne var ki 10 numaralı bağımsız bölüm davalı … adına kendi istem ve iradesi dışında tescil edildiğinden, hakkında dava açılmasına neden olmadığı için yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru
olmamıştır…. HUMK’nun 438/VII. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerektiği halde yanılgılı değerlendirmeyle onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına….” denilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Hükmün kesinleşmesi sonrasında, davacı vekili tarafından 06.05.2011 tarihli tavzih dilekçesi ile hükmün birinci bendinde, tapu iptali ve tesciline karar verilen 4475 ada 20 parsel D blok 10 numaralı bağımsız bölümün, “D blok 11 numaralı bağımsız bölüm” olarak tavzihi talep edilmiştir.
Mahkemece, tavzih istemi kabul edilmiştir.
Tavzih kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 305. maddesi gereğince;
“Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.”
Anılan maddeye göre müphem ve açık olmayan veya çelişik fıkralar içeren hükümlerin tavzihi istenebilir. Tavzih yoluyla talebin ve buna bağlı olarak hükmün ya da doğrudan doğruya hükmün esasının değiştirilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, tavzih talebine konu husus Dairemizin 20.12.2010 tarihli ilamı ile tespit edilmiş olduğu halde, davacı tarafın temyizi olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Mahkemece tavzihe yanlış anlam verilerek hüküm fıkrasında yazılmayan bağımsız bölümün tavzih yolu ile değiştirilmesi yasaya aykırıdır.
Tavzih isteminin kabulüne ilişkin hüküm açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 16.05.2011 tarihli hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.