YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3637
KARAR NO : 2011/5098
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.12.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davaya konu taşınmazın tapu kaydında murisinin “…” olan kimlik bilgilerinin “… kızı …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Davaya konu 1189 parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağının edinme sebebi sütununda “taşınmazın …’ın zilyetliğinde iken 947 yılında ölümü ile evlatları … ve …’ya kaldığı” yazılıdır. Dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinden; davacının murisi … kızı …’ın anne adının “…” olduğu ve … isminde bir kardeşi ile birlikte, … isimli başka kardeşlerinin de bulunduğu
anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere davacının kimlik bilgileri anne adı ve kardeş isimleri yönünden tapulama tutanağındaki bilgilerle uyuşmamaktadır. Açıklanan bu çelişki giderilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; nüfus müdürlüğünden “…” isimli bir kişinin bulunup bulunmadığını sormak, varsa nüfus aile kayıt tablosunu getirtmek, çocuklarının ismi belirlenerek davacı murisi ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığını tespit etmek, gerekli görülürse taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri dinlenerek sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mülkiyet nakli yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.