Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/9559 E. 2013/13550 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9559
KARAR NO : 2013/13550
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_

Davacı Hazine,dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında harman yeri olarak davalı … adına tespit edildiği ancak harman yeri olarak kullanılmaması nedeniyle Medeni Kanun hükümleri gereğince çıplak mülkiyetin sahibi olan Hazine’ye devredilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ve Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı …, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra dava açıldığını, ayrıca taşınmazın mevzuat hükümlerine uygun olarak adlarına tescil edildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı Hazinenin temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın harman yeri vasfını yitirdiği, taşınmazın 5393 sayılı Belediye Kanununun 79. maddesinde belirtilen taşınmazlardan olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 364 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında “harman yeri” niteliği ile yine kadastro parseli olarak davalı … Belediyesi adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye tasarrufundaki yerler” başlıklı 79. maddesi hükmüne göre “Diğer kanunlarla getirilen hükümler saklı kalmak üzere, mezarlıklar ile belediye sınırları içinde bulunan ve sahipsiz arazi niteliğinde olan seyrangâh, harman yeri, koruluk, dinlenme yerleri, meydanlar, bataklık, çöp döküm sahaları, yıkılmış kale ve kulelerin arsaları ve enkazı ve benzeri yerler belediyenin tasarrufundadır.
Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılır.”
Somut olaya gelince; davacı Hazine, dava konusu taşınmazın harman yeri olduğunu 1580 sayılı Belediyeler Kanununun 159. maddesi uyarınca davalı adına tescil edilmiş ise de anılan kanun maddesinin taşınmazların davalı adına tesciline imkan vermediği sadece kullanım hakkını belediyeye verdiği iddiası ile tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş ise de dosya içerisindeki 23.09.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda toprak komisyonunun 02.02.1953 tarihli ve 1 no’lu mera norm kararı ekindeki mera tutanağında … Mahallesi pafta 6 ada 1’deki meranın dava konusu parseli hudutları itibariyle kapsamakta olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar dava konusu 364 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında “harman yeri” niteliği ile davalı … Belediyesi adına tespit edilmiş ise de öncesinin mera olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece; öncelikle dosya içerisindeki mera norm kararı ve varsa dayanağı haritalar getirtilerek dava konusu 364 ada 1 sayılı parseli kapsayıp kapsamadığı keşif yapılmak suretiyle araştırılarak ve dava konusu taşınmazın öncesinin mera mı yoksa kadastro tespitinde olduğu gibi harman yeri mi olduğu belirlenmelidir.
Diğer taraftan dava konusu taşınmazların mera veya harman yeri olduğu belirlendikten sonra 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi gereğince değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; dosya içerisindeki tapu kayıtlarının incelenmesinden; harmanyeri niteliğinde tapuda kayıtlı taşınmazın üzerinde çok sayıda haciz şerhleri bulunduğu, bu şerhlerin lehtarlarının davada taraf olmadan haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Üzerinde haciz şerhi bulunan dava konusu taşınmazın haciz lehtarları usulünce davaya dahil edilmeksizin haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.