Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15361 E. 2012/40602 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15361
KARAR NO : 2012/40602
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa tayin olunan cezaların türü ve tutarı karşısında koşulları bulunmadığından. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 Saıyılı Kanunun 8/1 maddesi uyanrınca uygulanan CMUK”nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın müştekinin çalıştığı işyerine gelerek, kendisini işyerinin tadilat işlerini yapan ustanın çırağı gibi göstermek suretiyle ustasına mesaj göndermek için müştekiden nokia 6600 marka cep telefonunu istediği,kısa bir zaman sonra telefonun çaldığı ve “ustam arıyordur” diyerek müştekiden telefonu alıp,müştekinin işyerinde bulunan
müşterilerle ilgilendiği esnada olay yerinden kaçtığı şeklindeki olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-5237 sayılı TCK’da tanımlanan dolandırıcılık suçunda uygulanacak ceza sabit olmayıp, asgari ve azami sınırlar arasında bir miktarın belirlenmesine olanak verecek biçimde düzenlenmiştir. Cezanın alt sınırdan veya alt sınırdan uzaklaşılarak tayini hakimin taktir yetkisinde olmakla beraber, takdiren veya teşdiden gibi kelimeler yerine, TCK 61.maddede yer alan ölçütleri kullanmalıdır. Hakim, alt veya üst sınırlar arasında temel cezayı belirlerken, TCK 61/1.maddesinde sınırlı olarak sayılan yedi kriterin esas alınması gerekirken, silinme koşulları oluşan sabıkasından bahisle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini,
2-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.