YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15459
KARAR NO : 2012/41100
KARAR TARİHİ : 11.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
İlköğretim okulunda öğretmen iken öğrencilerine karşı ırza tasaddi suçlaması ile hakkında kamu davası açılan katılanın eşinin, atılı suçtan beraat ettiği ancak dosyanın mağdurlarca temyiz edildiği ve Yargıtay’a gönderildiği, bu durum nedeni ile psikolojik olarak zor durumda bulunan ve tedavi görmeye başlayan katılanın bu halinden faydalanmak isteyen ve katılanın komşusu olan sanıkların iyi kahve falı baktıkları, cinlerle ve ölmüş insanların ruhlarıyla irtibat halinde bulundukları, bu ruhlar ve cinler vasıtasıyla Yargıtay’da bulunan dosyayı lehlerine sonuçlanacak şekilde onanması için yardımda bulunacakları, aksi takdirde kendilerine yardımda bulunmaz ve istediklerini vermezse bu defa beraatle sonuçlanmış bulunan kararı aynı yollarla aleyhlerine Yargıtay’dan bozdurtabileceklerini söyleyerek katılanı etki altına aldıkları, zaman zaman katılanın daha evvel ölmüş olan annesinden haber getirdiklerini söyledikleri, evlerinde büyü olduğunu para vermesi halinde büyüyüyü bozacaklarını bu durumu ailesine haber vermesi halinde başına kötü şeyler geleceğini söyledikleri, bazen sanık …’ın kendisini yerlere atarak baygınlık geçirdiği ve kendinden geçtiği intibaı uyandırarak yerlerde süründüğü, sanıkların bu tip hareket ve sözlerinden katılanın çocuklarının da olumsuz şekilde etkilenmelerinin katılanı daha fazla sıkıntıya soktuğu, sanıkların hayır için dağıtacaklarını söyleyerek katılandan değişik zamanlarda bir miktar altın ve para aldıkları, beyaz eşya satın alıp katılana ödettikleri, katılanın İstanbul’daki dairesini sattırarak parasını aldıkları olayda, 5237 sayılı TCK.nun 158/1-a maddesinde düzenlenen “dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluşmasına rağmen mahkemece “kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğu kabulü ile uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.