Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18281 E. 2013/1409 K. 28.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18281
KARAR NO : 2013/1409
KARAR TARİHİ : 28.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın, katılanlar … ve …’nin çalıştığı okula gelip, İngilizce öğretmeni olarak yeni atandığını, eşinin de … İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde müdür yardımcısı olduğunu söyleyerek onlarla bu şekilde diyalog kurduktan sonra katılanlara İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne odacı alınacağını, bu konuda kendilerine yardımcı olabileceğini söylediği, okulda sigortasız olarak çalışan katılanların 1000 TL. aylık alacaklarını da düşünerek teklifi kabul etmesi üzerine onlardan gerekli bir takım belgeler yanında “masraf” adı altında …’dan 70 TL, …’den 470 TL. para aldığı, katılanların sonradan yapmış oldukları araştırmada İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne işçi alınmasının söz konusu olmadığını ve sanığın eşi olarak bahsettiği isimde bir müdür yardımcısının bulunmadığını öğrendikleri anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturacağına dair sübuta yönelik değerlendirmede bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın aynı yer ve zamanda katılanlar … ve …’ye karşı dolandırıcılık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında bir kez hüküm kurularak tayin olunan cezasının 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırılması gerekirken, yazılı şekilde her bir katılana yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
2-Hapis cezasının “suçun işleniş şekli ve işlendikten sonraki tutumu” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.