YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19992
KARAR NO : 2013/4411
KARAR TARİHİ : 12.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma ve Değişen Suç Vasfına Göre Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan … Şirketine ait … İngilizce Kursunda müşteri ilişkileri ve müşteri taksitlerinin takibi, ön muhasebenin ve dershane kayıtlarının tutulması, dershaneye ait sair evrakın muhafazasından sorumlu olarak çalışmakta olan sanığın, bir kısım müşterilerden yaptığı tahsilatlar karşılığında düzenlediği makbuzların alt ve üst nüshalarını farklı miktarlarda düzenlemesi, bir kısmından makbuz karşılığı aldığı paraların tamamını muhasebe kaydı dışı tutması, bir kısım müşterilerden yaptığı tahsilatlar karşılığında çalıştığı firmanın bilgisi dışında bastırdığı makbuzları kullanıp, yaptığı tahsilatları kasaya işlememesi suretiyle toplamda 3.455,00 TL’yi uhdesinde tutması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan temel ceza belirlenirken, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2)Sanığın farklı tarihlerde ve farklı müşterilerden yaptığı tahsilatları yed’ine geçirmesi karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3)5237 sayılı TCK.nun 53/3 maddesi uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen sanığın yalnızca “kendi altsoyu üzerindeki” velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğu uygulanmayacağının gözetilmemesi,
4)10/01/2008 tarihli karar celsesinde son sözün hazır bulunan sanık müdafiine verilmesi yerine, iddia makamından esas hakkındaki mütalaası sorulmak suretiyle CMK.nun 216/3 maddesine muhalefet edilmesi,
5)Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.