YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25530
KARAR NO : 2013/8996
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçiye ait … yerine giderek 3.230 TL karşılığında 1.550 adet şapka siparişi veren sanığın, siparişlerin verdiği kartvizitteki adrese getirilmesini istediği, … yerinden ayrıldıktan bir süre sonra ise şikayetçiye telefon ederek, siparişleri Şirinyer’de bulunan fil heykelinin yanına getirmesini istemesi üzerine şikayetçinin şapkalarla birlikte belirtilen yere gittiği, şapkaları sanığın yanında bulunan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahsın yanına bıraktıktan sonra sanığın, şikayetçinin aracına binerek parayı almak için … yerine gitmeleri gerektiğini söylediği, bir sokağa geldiklerinde aracı durdurarak dükkandan parayı alıp geleceğini söyleyip araçtan indiği, şikayetçinin bir süre beklemesine rağmen geri gelmediği şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/11/2011 gün ve 2011/9-192-241 sayılı kararında da açıklandığı üzere ve CMK’nın 196.maddesi hükümlerine göre, alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada, yargılandığı yer adli yargı sınırları dışında ve başka suçtan hükümlü bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini belirten sanığın, istinabe yoluyla alınan savunmasında usule aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.