YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25892
KARAR NO : 2013/9398
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa Teşebbüs, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesinde;
Sanıktan şikayetçi olmasına rağmen, kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen suçtan zarar gören şikayetçinin, 5271 sayılı CMK.un 260/1.maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu anlaşılmakla, aynı yasanın 237/2.maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında dolandırıcılığa teşebbüs, özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-06.10.2006 tarih ve 2006/14730 esas sayılı iddianame ile, organizatörlük yapan sanığın Türkiye’ye gelecek sporcuların konaklama yerinin tespiti için Türk Telekom Ataköy Konuk evine müracaat edip oradan konaklamaya ait fiyat talep ettiği, konuk evi görevlisi …’ın 17.09.2005 tarihli fiyat ve kişi adedini belirtir bir listeyi sanığa faks yolu ile gönderdiği, gönderilen bu fiyat listesini belirtir belgedeki fiyatların TL olarak belirtildiği bunu kabul eden sanığın avans olarak 1000 TL yatırdığı, ve bu 1000 TL karşılığında kasa tahsil fişi aldığı; … tarafından kendisine gönderilen ve fiyatları TL olarak belirtilen belgenin aynısını tarihsiz olarak düzenleyip fiyatları da dolar olarak belirttiği keza 1000 TL olarak yatırılan avans ile ilgili makbuzu $ 1000 USD olarak tahrif edip bu belgeleri kendisine ödemede bulunacak olan İbrahim Dağdevirene ibraz etiği ancak İbrahim Dağdevirenden USD olarak tahrif edilmiş avans ile USD olarak belirtilen fiyatları tahsil edemediği …’i dolandırmaya teşebbüs ettiğinin belirtildiği, ancak mahkumiyet kararının gerekçesinde, sanığın sahtecilik suçuna konu belgelerde tahrifat yaparak … ve arkadaşına vererek dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiğinin kabul edildiği ve dolayısıyla sanığa yüklenen bu suçun kime ve ne şekilde işlendiği net biçimde ortaya konulmayıp, atılı suçun kanuni unsurlarını da içerecek biçimde gerekçe yazılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-İddianameye ve bilirkişi raporuna göre suça konu belgelerin iğfal kabiliyetine haiz olmadığı, ayrıca belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin takdiri hâkime ait olup suça konu sahte belgeler getirtilip duruşmada incelenerek özelliklerinin tutanağa geçirilmesi ve bilirkişi raporuna rağmen suça konu belgelerdeki tahrifatın ne şekilde aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının gerekçeli kararda tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Dolandırıcılık suçu yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E, 2007/152 K, sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.