Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25932 E. 2013/9258 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25932
KARAR NO : 2013/9258
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın şikayetçiden 3 adet büyükbaş hayvanı 6.500 TL karşılığında satın aldığı, sanık ile şikayetçinin satın alınan hayvanlara ilişkin olarak ödemenin 15.01.2008 vade tarihli çek ile yapılması konusunda anlaştıkları, sanığın satın aldığı hayvanları araca yükledikten sonra çek karnesinin üzerinde olmadığını, alıp geleceğini söyleyerek ayrılmasına rağmen, vermeyi taahhüt ettiği vadeli çeki vermediği gibi satın aldığı hayvanları da iade etmeyerek, hileli davranışlarla haksız menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında, dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın savunmalarında borcunun bir kısmını katılana ödediğini belirtmesi ve bu hususun katılan beyanları ile de doğrulanması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168/son hükmünün uygulanması hususunda katılanın rıza gösterip göstermediği sorulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın sabıkasındaki kesin nitelikteki mahkumiyet ilamının 1412 sayılı CMUK 305/son hükmüne aykırı olarak tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.