Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9130 E. 2013/12984 K. 11.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9130
KARAR NO : 2013/12984
KARAR TARİHİ : 11.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıklar …, …, …, … ve …’nın fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek katılan bankadan bedelini ödemeyecekleri kredi çekmeye karar vermeleri, sanıklardan
… üzerine tescil edilen gerçekte herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan şirketin gelir tablosu, mizan ve bilanço kayıtları ile sahte olduğu anlaşılan vergi levhaları ile teminat olarak verilen sahte çeki ibraz ettikleri katılan banka şubesinden 85.000,00 TL ticari kredi alıp aralarında paylaşmaları şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2007 tarihli iddianamesi ile sanık … hakkında diğer sanıklarla birlikte suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kamu davası açıldığı halde sanık hakkında herhangi bir karar verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içerisinde bu hususta her zaman bir karar verilebileceği değerlendirilmiştir.
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran sanık … müdafii ile sanık …’ün duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
I) Sanıklar …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat kararı; sanıklar …, … ve … hakkında şikayetçi-sanık …’e karşı işledikleri birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan verilen beraat kararı; sanık … hakkında şikayetçi-sanık …’e karşı işlediği resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararı; sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararı; sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçunun kamunun güvenliğine karşı işlenen suçlardan olup, suçun niteliği itibariyle şahısların doğrudan zarar görmeleri ve davaya katılmaları da mümkün olmadığından; sanıklar …, … ve …’nın birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit, sanık …’nun sahte nüfus cüzdanı tanzim etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçlarını şikayetçi-sanık …’e karşı işlemiş olmaları, sanık … …’un işlettiği çay ocağında yapılan aramada ele geçen imza sirküleri, nüfus cüzdanı örnekleri ve fotokopi belgeler suçta kullanılmadığı
gibi sahte olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması, sanıklar … ve …’ın sahte belediye zabıtası kimlik kartı düzenlemek ve belediye otobüslerinde kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını … Büyükşehir Belediyesine karşı işlemiş olmaları nedeniyle, bahsi geçen eylemler ve suçlar yönünden … Bankası AŞ’nin kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II) Sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararı; sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararı; sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
III) Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.200,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Ekonomik sosyal ve eğitim durumu itibarı ile diğer sanıklarca yönlendirildiği anlaşılan sanık …’ün, kredinin 15/09/2006 ve 20/09/2006 tarihlerinde çekilmesinin ardından diğer sanıkların kendisini kredi çekmek için kullandıklarını anlayarak, 27/09/2006 tarihinde olayı ve faillerini kendiliğinden kolluk kuvvetlerine ihbar edip diğer faillerin kimliklerinin tespit edilip yakalanmalarını sağlayarak pişmanlık gösterdiği gözetilmeksizin, kendisine alt sınırdan uzaklaşılarak diğer sanıklarla aynı temel cezanın tayini suretiyle 5237 sayılı TCK.nın 61.maddesine muhalefet edilmesi,
2)Sanıklardan … üzerine tescil edilen gerçekte herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan şirket ve sahte evrak kullanılmak suretiyle bedeli ödenmeyecek ticari kredi çekilmesi olayında, sanık …’in kredi alınacak banka şube müdürü ile tanışıklığını da ön planda tutarak kredinin çıkmasını kolaylaştırması, sanık …’ın kredi evrakının düzenlenip tamamlanarak bankaya ibrazında suça katılması, sanık …’nın sahte belgelerin temininde sanık … ile işbirliği yapması, bahsi geçen sanıkların kredinin çekilmesi için hep birlikte banka şubesine gitmeleri ve parayı paylaşmaları karşısında, sanıklar …, … ve …’nın bu eylemleri ile diğer suç ortaklarıyla birlikte suçun işlenişi üzerinde ortak hâkimiyet kurdukları gözetilerek suçun “faili” olarak sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde “yardım eden” sıfatıyla suça iştirak ettikleri değerlendirilerek haklarında 5237 sayılı TCK’nın 39. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
3)Sanıkların katılan bankaya 85.000,00 TL üzerinden ticari kredi talebinde bulunmaları ve ticari kredi sözleşmesinin de bu miktar üzerinden imzalanmasına rağmen bankaca ödemenin sanıklara iki farklı tarihte yapıldığı, hüküm fıkrasında “ayrı zamanlarda birden çok kez kredinin çekilmiş olduğu” kabulü ile uygulama yapılmış ise de dosya arasında bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı da dikkate alındığında, bankaca onaylanan
kredinin hangi miktarda olduğu, ikinci bir kredi başvurusunun bulunup bulunmadığı belirlenip, onaylanan kredinin iki taksitte ödenmesi halinde bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği de gözetilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri şartının hangi şekilde oluştuğu karar yerinde tartışıldıktan sonra bu hususta bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4)5237 sayılı TCK’nın 62.maddesinin uygulaması esnasında, önce adli para cezası miktarı belirlendikten sonra indirimin yapılması suretiyle, 5237 sayılı TCK.nın 61/8. maddesi uyarınca adlî para cezası hesaplanırken cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması gerekliliğine uyulmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.