YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66037
KARAR NO : 2013/11026
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
…ve … …’ün hesaplarından dolandırıcılık suretiyle para çekilmesi ve gerçek hak sahiplerinin paralarını bankadan istemesi halinde banka doğrudan doğruya zarar göreceğinden bankanın davaya katılma … olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın Halkbankasında hesabı bulunan … … ile … …’e ait hesapların 5411 sayılı Kanun uyarınca zamanaşımına uğrayacak hesaplar listesinde yayınlanmasından sonra … … aleyhine 18. İcra Müdürlüğününün 2008/2892 numaralı dosyası ile … … aleyhine 18.İcra müdürlüğünün 2008/2889 sayılı dosyası ile ilamsız takipte bulunup bu kişilerle ilgisi bulunmayan ve aynı olan adrese tebliğ edilmiş gibi sahte işlem yapıp takibin kesinleşmesini ve vekili aracılığıyla bildirdiği banka hesaplarına haciz konulmasını sağladığı, icra dosyalarındaki adresle hesap sahiplerinin bir ilgisinin bulunmadığı sanığın zamanaşımına uğrayan banka hesaplarını sahiplenmek amacıyla, bankayı aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlemeye kalkıştığı belirtilerek açılan davada;
Sanığın suçlamayı kabul etmemesi, vekili Avukata icra takibinde bulunması için vekalet vermediğini belirtmesi, vekaletnamenin bir ceza davası ile ilgili olduğunu ileri sürmesi, haklarında icra takibi yapılan kişileri de tanımadığını ifade etmesi karşısında, gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi açısından icra takibini yürüten Avukat … hakkında suç duyurusunda bulunularak sonucunun beklenmesi, hakkında dava açılması halinde davaların birleştirilmesi, hesap sahipleri … ve … …’ün beyanlarının alınması, adı geçen avukat hakkında dava açılmaması halinde ise anılan tanıkların beyanlarının ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu bir kanaata ulaşılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.