Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67324 E. 2013/11122 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67324
KARAR NO : 2013/11122
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I)”Resmi belgede sahtecilik” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
S.G.K. vekilinin 14.02.2008 havale tarihli dilekçesinde sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davalarına katılma isteminin olduğu, “resmi belgede sahtecilik” suçuna mahsus davaya müdahale iradesi bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla;
Suç ayrımı yapılmaksızın verilen ve “resmi belgede sahtecilik” suçu açısından hukuken geçersiz olan müdahillik kararı anılan suçtan kurulan beraat hükümlerini temyiz etme … vermeyeceğinden, SGK vekilinin 05.05.2009 ve 20.05.2009 havale tarihli dilekçeleriyle vaki anılan kararlara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
II)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar hakkında verilen “mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Anne-baba ve evlât olan sanıkların, Osmaniye Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde muayene olmadıkları halde muayene olmuş ve neticesinde 02.02.2006 tarihli üç ayrı Sağlık Kurulu Raporlarını almış gibi hareketle, sahte raporlara dayanılarak düzenlenen reçetelerle, müteaddit kez muhtelif eczanelerden ilaç almaları, aldırmaları, ticari ünvanları tavsif olunan eczaneler vasıtasıyla bu reçetelerin katılan Kuruma fatura edilmesi suretiyle haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Gerçeklerin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitine yönelik olarak; Osmaniye Devlet Hastanesi Kurul Başkanı Dr. … …’nın muhakkikteki ifadesinde “…daha önce de 10-15 kadar sahte rapor yakalandı. Bir eczanenin kalfası çıkartmış…” şeklindeki anlatımı ile katılan Kurumun Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 28.01.2008 tarihli mütalaası ile savunma anlatımları nazara alınarak, ilaçların alındığı eczanelerin sorumlu, yetkili ve çalışanları hakkında Osmaniye Devlet Hastanesinden alınmış suç tarihine yakın tarihli Sağlık Kurulu Raporları nedeniyle adli soruşturmalar yapılıp yapılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenmesi, ayrıntılı özetlerinin tutanağa geçirilmesi, bu davayı ilgilendiren bilgi-belgelerin onaylı örneklerinin intikalinin sağlanması … …’nın muhakkik’e verdiği “…bu raporlar bizim çıkarttığımız raporlardan şekil olarak çok farklı…” şeklindeki ifadesi dikkate alınıp, adı geçen Sağlık Kurulu’ndan suç tarihi ve bu tarihe yakın tarihlerde verilmiş “gerçek” bir kaç raporun temin edilerek, suça konu raporlarla özellikle şekil yönünden karşılaştırma yapılması, sanıklar için raporlarda belirtilen tıbbi bulguların daha önce de konulmuş tanılar olup olmadığının reçetelere konu iliçları suç tarihinden önce de düzenli olarak kullanıp kullanmadıklarının öğrenilmesi, konulan tanılara göre reçetelerde yazılan ilaçların uyumlu olup olmadıklarının uzman bilirkişiden alınacak parorla belirlenmesi, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.