Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67379 E. 2013/10945 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67379
KARAR NO : 2013/10945
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, … Kollektif Şirketi ortağı ve yetkili temsilcileri oldukları, sanıkların oğlu olan …’nun ise bu şirkette sigortalı olarak çalıştığı ve sanıklar tarafından verilen vekaletnameye istinaden şirketin tüm banka ve resmi kurumlardaki işlemlerini takip ederek ticari faaliyetlerini yürüttüğü, alacaklısı … Kollektif Şirketi, borçlusu Aksa Ambalaj Limited Şirketi olan, 16/10/2006 düzenleme tarihli, 28/02/2007 vade tarihli, 9.300 TL bedelli bononun ön yüzündeki yazılar ve ödeyecek bölümünde atılı bulunan imzanın sanık … tarafından yazıldığı, senedin arkasını …’nun ciro ettiği ve bu şekilde sahte olarak düzenlenen senedi, …’nun Ziraat Bankası Karşıyaka Şube Müdürlüğü’ne vererek ticari kredi açılmasını istediği, ancak senedin düzenleme tarihi itibariyle şirketin banka nezdinde BCH kredisi bulunmadığından kredi kullandırılmadığı, şirketin daha önce verilmiş kredilerinin mevcut risk ek teminatı olarak senedin kredi dosyasına konduğu, kredi borçları ödenmeyince senedin banka tarafından icra takibine konulduğu iddiasıyla, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan yargılama sonucunda; sanıklardan …’nun savunmalarında, 1979 yılında eşi ile birlikte kurdukları … Kollektif Şirketi’nde resmiyette ortak olarak görünse de, şirketin işlemleri ile ilgilenmediğini, şirketin işlemlerini eşi … ve oğlu …’nun yürüttüğünü, suça konu senedi düzenleyip imzaladığını hatırlamadığını, bu senedin bankaya kimin tarafından verildiğini bilmediğini beyan etmesi, sanık …’nun ise, … Kollektif şirketini eşi ile birlikte kurduklarını, eşi …’nun resmiyette ortak olduğunu, ancak şirket işlerine hiç karışmadığını, 1996 yılına kadar şirket işlerini kendisinin yürüttüğünü, 1996 yılından sonra ise şirket işlerini yürütmesi için oğlu …’ya genel vekaletname verdiğini, Serhan’ın zaman zaman imzalamaları için evraklar getirdiğini, kendilerinin de oğullarına duydukları güvenle evrakları imzaladıklarını, suça konu senedi de bu şekilde imzalamış olabileceklerini belirtmesi, Ziraat Bankası Karşıyaka Şubesi’nin 07.11.2008 tarihli cevabi yazısına göre; senedi şubeye kimin verdiğinin tespit edilemediği ancak, sanıklara ait şirket adına işlemleri genelde vekaletle …’nun yürüttüğünün bildirilmesi, dosyada bir örneği bulunan ve İzmir 15. noterliği tarafından 29.05.1996 tarih ve 18680 yevmiye numarası ile tanzim edilen vekaletname içeriğine göre; …’nun, şirketin banka ve resmi kurumlardaki tüm işlemlerini tek başına takip etmek ve şirketin ticari faaliyetlerini yürütmekle yetkili kılındığının anlaşılması karşısında; 1929 doğumlu olup suç tarihinde 77 yaşında olan sanık … ile 1938 doğumlu olup suç tarihinde 68 yaşında olan sanık …’nun, dosyadaki evraklarla uyumlu ve aksi kanıtlanamayan savunmaları ile yaşları dikkate alındığında, atılı suçları işleme kastı ile hareket etmedikleri gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş; resmi belgede sahtecilik suçu yönünden bozma isteyen tebliğname düşüncesine belirtilen nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 12.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.