Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10535 E. 2013/17129 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10535
KARAR NO : 2013/17129
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin,yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte,kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler. Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın gazeteye ilan vererek ve başkası adına kayıtlı olan bir telefon numarası kullanarak … plakalı aracın satılık olduğunu belirttiği ve katılan …’ın bu ilan üzerine 2.300 TL karşılığında sanıkla anlaşıp almak istediği ve 1.00 TL parayı peşin olarak alan sanığın aracı teslim edeceğini bildirmesine rağmen teslim etmediği, yine sanığın emlakçılık yapan müşteki …’in işyerine gelerek kendisini … olarak tanıtıp müştekiyle … plakalı araç için pazarlık yapıp aracı teslim aldığı, müştekiye borçlusu …, alacaklısı … olan ve alınan rapora göre de altındaki imzanın sanığa ait olduğu belirlenen 4.500 TL tutarında senet verdiği, aracın teslim edilmediği gibi senet bedelinin ödenmediği, yine sanığın … plakalı aracın satışı için gazeteye ilan verdiği, müşteki …’in alıcı olduğu, müştekinin sanığa 3.250 TL parayı elden ödediği, sanığın aldığı paraya karşılık müştekiye … ismi ile boş senet verdiği, ancak, sonrasında aracı müştekiye vermeyip başka bir kişiye sattığı ve ortadan kaybolduğu, yine cep telefonu aksesuarı satışı ile ilgilenen katılan …’nün, sanığın gazeteye verdiği ilan üzerine beş adet cep telefonu alımı konusunda sanıkla anlaştığı, sanığın yine kendisini … olarak tanıttığı, katılanın sanığın verdiği banka hesabına 100 TL para yatırdığı, telefonları göndermeyip aldığı parayı da iade etmediği, yine sanığın … Gazetesi’ne … Tekstil Elektronik adını kullanarak diz üstü bilgisayar satış ilanı verdiği, telefon numarasını belirttiği, ilanda belirtilen telefonda kendisini … olarak tanıttığı, katılan … ile görüştüğü, katılanın 1.200 TL parayı sanığın belirttiği … adına olan banka hesabına gönderdiği, sanığın bilgisayar yerine katılana, çakıl taşı ve bozuk ateri parçalarının gönderdiği, yine sanığın 28/07/2006 tarihinde … Gazetesi’nde satılık klima ilanı verdiği, ilanda belirtilen telefon için müşteki …’in aradığı, sanığın kendisini burda da … olarak tanıttığı, müştekinin, … adına olan banka hesabına 525 TL para gönderdiği, sanığın klimayı göndermeyip bankaya yatan parayı da çektiği, yine müşteki …’ın … Gazetesi’ne satılık lavabo bataryası ilanı verdiği ve telefonunu ilana yazdığı, sanığın ilanda belirtilen telefonu arayıp kendisini … olarak tanıttığı, elinde bulunan cep telefonu ile lavabo bataryasını değiştirmeyi teklif ettiği, müştekinin teklifi kabul ettiği, sanığın istediği 300 TL parayı sanığın hesabına gönderdiği, sanığın takas edeceğini söylediği telefonu göndermeyip hesabına yatan parayı da çektiği, yine sanığın … plakalı aracın … Gazetesi’nde satış ilanını verip telefonunu da ilana yazdığı, katılanın sanığı aradığı, sanığın kendisini … olarak tanıttığı, taraflar arasında aracın 3.250 TL’ye alımı konusunda anlaşma sağlandığı, katılanın parayı elden ödediği, sanığın katılana borçlusu … olan ve alınan bilirkişi raporuna göre imzası sanığa ait olan boş bir senet verdiği, sanığın aracı bir başka şahsa vererek ortadan kaybolduğu, yine sanığın … Gazetesinde Yamaha marka motor için satış ilanı verip telefonlarını ilana yazdığı, katılan …’in ilanda belirtilen telefonları aradığı, kendisini … ile tanıtan sanık ile görüştüğü, anlaşma gereği 2.500 TL parayı sanığın hesabına gönderdiği, katılanın motor yerine katılana tencere kutusu ile kırık heykel parçaları gönderdiği, yine sanığın … Gazetesi’ne motor satış ilanı verdiği, ilanda belirtilen numarayı arayan katılan …’a kendini … olarak tanıttığı, motorun satışı konusunda anlaştıkları, 300 TL parayı sanığın hesabına gönderdiği, sanığın motoru katılana teslim etmediği, yine sanığın … Gazetesi’ne Mercedes marka bir aracın satışı için ilan verip telefonunu ilana yazdığı, belirtilen telefonu katılan …’ın araması üzerine kendisini … olarak tanıttığı, anlaşma gereği 1.000 TL kaporayı katılanın, sanığın banka hesabına gönderdiği, sanığın aracı katılana teslim etmediği, ayrıca sanığın … adına … … ve … numaralı hatlar için bu kişinin kimlik bilgileriyle başvurup sahte abonelik sözleşmeleri imzaladığı, bu sözleşmelerin değişik tarihlerde hazırlandığı ve sanık en son yakalandığında, üzerinde katılan … adına hazırlanmış sahte sürücü belgesi bulunduğu, yine sanığın 15/12/2004 tarihinde sanık … adına sahte hesap açarak ilgili banka sözleşmesini imzaladığı, alınan kriminal ve bilirkişi raporlarına göre, belgeler altındaki imzaların sanığa ait olduğu, sürücü belgesinin sahte olarak oluşturulduğu, bütün belgelerde aldatma kabiliyetinin bulunduğunun belirtildiği, böylece sanığın … adını kullanarak ve … adına alınan telefon numaralarını yazarak gazetelere ayrıntılı olarak ilanlar verdiği, burda ürünün özelliklerinin ayrıntılı olarak yazıldığı ya da sanığın, ilan veren kişileri arayarak kendisini … olarak tanıtıp ürün almak istediğini söylediği, …, … isimli kişilerin kendilerinin ürünlerini satmak üzere gazeteye bu şekilde ilan verdikleri, ürünleri ya da ürünlerin parasını alan sanığın ortadan kaybolduğu, yakalandığında da başkası adına düzenlenen sahte belgeyi düzenleyip kullandığının anlaşıldığı, böylece sanığın resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-…’e yönelik özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sahte olduğu belirtilen belgelerin 15/12/2004 tarihinde düzenlenip kullanıldığı, gerekçeli karar başlığında 15/12/2004 olan suç tarihi yazılmamış ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülerek ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
15/12/2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Resmi belgede sahtecilik ve katılan …’ya karşı işlenen zincirleme özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan, müşteki beyanları, bilirkişi raporları, GSM kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Suça konu bütün belgeler üzerinde inceleme yapılarak belgelerin sahte olup aldatma kabiliyetini de haiz bulunduğuna dair denetime elverişli kriminal ve diğer bilirkişi raporundaki tespitlerin denetime elverişli olması ile sahte olduğu belirtilen belgelerin fotokopilerinin dosya içinde konulmuş olması, asıllarının adli emanette olması karşısında, bu belgelerin ayrıca mahkemece yeniden tetkiki ile dosya içine konulmasının sonuca etkili olmayacağı dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Nitelikli dolandırıcılık ve dolandırıcılık suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan, müşteki beyanları, bilirkişi raporları, GSM kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”50 gün” ve ”1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün” ve ”100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.