Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13068 E. 2013/17130 K. 11.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13068
KARAR NO : 2013/17130
KARAR TARİHİ : 11.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Şikayetçi …’ın; … Petrol Ürünleri Limited Şirketi’nin sahibi, tanık …’nın da, aynı işyerinin müdürü olduğu, 03/04/2006 tarihinde, işyerine gelen ve kendisini … olarak tanıtan sanık … ile diğer sanık …’ün tanık …’ya, madeni yağ satın almak istediklerini beyan ettikleri, alım satım şartlarını konuştuktan sonra sanıkların işyerinden ayrıldıkları, kendisini … olarak tanıtan sanık …’in, 06/04/2006 tarihinde tanığa telefon açarak çek göndereceğini ve karşılığında yağ almak istediğini belirttiği, bankaya sorulduğunda fakslanan çekin sağlam olduğunun öğrenildiği, 07/4/2006 tarihinde, plakası bilinmeyen bir araçla daha önce tanınmayan bir kişinin gelerek, suça konu Yapı ve Kredi Bankası Afyonkarahisar Şubesi’ne ait 0291283 numaralı 8.500 TL bedelli çeki tanığa vererek malları aldığı, karşılığında da şikayetçinin, … adına fatura kestiği, 14/04/2006 tarihinde, aynı şekilde yapılan telefon görüşmesi üzerine yağ alındığı ve karşılığında Türkiye İş Bankası Bostanlı Şubesi’ne ait 3084772 numaralı 8.800 TL bedelli çekin gönderildiği, yine … adına fatura kesildiği, şikayetçi ve tanığın sanık … ile bir çek hakkında görüşmek istedikleri; ancak sanık …’a ulaşamadıkları, bunun üzerine şikayetçinin, fatura bilgilerinden bu kişiye ulaşmak istediği ve yaptığı araştırmada verilen vergi numarası ve adreslerin sahte olduğunu öğrendiği, kısa bir süre sonra daha önceden mal almak için görüşen … isimli bir kişinin tanık …’yı arayarak mal almak istediğini beyanla bir çek faksladığı suça konu Yapı ve Kredi Bankası Gazi Bulvarı Şubesine ait 10.000 TL tutarındaki … numaralı çekin bankadan sorulmasında şikayetçinin çekin çalıntı olduğunun öğrenildiği ve …’a çekin temiz olduğu belirtilerek olayı güvenlik güçlerine ihbar ettiği, suça konu çekin, sanık … tarafından işyerine getirilip mallar henüz teslim edilmeden, durumun polise bildirilmesi nedeniyle sanık …’ın yakalandığı, daha sonra …’ın, aynı şekilde mal almak istediği ve bu amaçla 22/4/2006 tarihinde … plaka sayılı araç ile sanık … ve arkadaşı …’ı gönderdiği, bu kişilerin de, 8.750 TL bedelli çeki vererek karşılığında madeni yağ almak isterken durumun polislere bildirilmesi nedeniyle, henüz mal teslim edilmeden sanık …’in yakalandığı, yapılan incelemede Albaraka Türk’e ait 8.750 TL tutarındaki çekte bulunan keşideci imzası ile yazıların ve birinci ciranta gözüken … yazısının sanık …’ün eli ürünü, Yapı ve Kredi Bankası Gazi Bulvarı Şubesine ait 10.000 TL tutarındaki çekte bulunan yazıların ve birinci ciranta gibi gözüken … yazısının sanık …’un eli ürününü olduğunun anlaşıldığı, suça konu diğer çekleri tanzim edenlerin sanıklar olmadıklarının belirtildiği, böylece sanıklar … ve …’in 8.500 TL ve 8.800 TL sahte olduğu belirlenen iki adet çeki şikayetçiye değişik zamanlarda verdikleri, üçüncü kez geldiklerinde yakalandıkları, sanık … yakalandığında, üzerinde sanık …’a ait boş çek koçanlarının bulunduğu, sanık …’ün de, kendisine sanık …’un verdiğini belirttiği çeki şikayetçiye ibraz ettiği, durumun polise bildirildiği, aynı şekilde sanık … Budaner’in de kendisine verildiği belirtilen çeki teslim edip mal alacakken polislerin geldiği, bu şekilde sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik, sanıklar …, … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık ve sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, şikayetçi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları, banka yazıları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların suçları işledikleri sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıklar …, … ve …’nun, aynı şikayetçiye karşı birden fazla çek kullanmış olmaları karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olmaları nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış mahkemece gerekçesi gösterilerek sahtecilik suçundan alt hadden uzaklaşılmış olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin ve sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, şikayetçi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları, banka yazıları ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların suçları işledikleri sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar … ve … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükümler açısından; sanık …’ün 8.750 TL bedelli sahte çeki, sanık …’un da, 10.000 TL bedelli sahte çeki şikayetçiye ibraz edip henüz malları teslim almadan polislerce yakalanmış olmaları, bu şekilde icra hareketlerinin engel bir nedenden dolayı tamamlanamaması, bu şekilde sanıkların henüz haksız menfaat temin edememeleri ve bu sanıkların, şikayetçiye başka sahte çek verdiklerinin de ispatlanamaması karşısında, eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı dikkate alınarak nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, tamamlanmış suçtan hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.