Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/110 E. 2013/13454 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/110
KARAR NO : 2013/13454
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Borcundan dolayı otosu haczedilen sanığın alacaklı vekili olan Av. … ile borç ve haciz meselesinin çözümü hususunda görüştüğü, görüşmeler sonunda sanığa ait olup haczedilen otonun alacaklı vekili katılanın yanında çalışan müşteki …’a satılması konusunda anlaştıkları, sanığın satış bedelinin 40000 TL olduğunu, katılanın 29000 TL olduğunu iddia ettikleri sözlü anlaşma ile sanığın takip borcu satış bedelinden düşüldükten sonra araç üzerinde 9980 TL’lik kredi borcu ödenerek bu borca bağlı rehnin kaldırılıp, sanığa ait başka birtakım borçların da ödenmek suretiyle aracın … adına tescili yapılmak üzere anlaştıkları ancak araç üzerindeki rehinli borç miktarının 32000 TL olduğu için rehnin kaldırılmadığı,
katılanın otoyu almaktan vazgeçtiği ancak ödenen paranın geri verilmediği sanığın haksız menfaat temin ettiği belirtilerek açılan davada;
Avukat olan katılanın basit bir araştırmayla araç üzerindeki rehinli borç miktarını öğrenebilecek olması, ayrıca belirtilen araç üzerinde katılan tarafından yapılan haczin devam etmesi nedeniyle katılanın zararını karşılama imkanı bulunması nazara alındığında belirtilen suçun unsurları oluşmadığı halde sanığın yüklenen suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.