YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18001
KARAR NO : 2021/5340
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davada davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı … yönünden davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar … ve … vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 06/11/2019 gün 2018/1649 Esas- 2019/5070 Karar sayılı ilamında; “1-Davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde;….6100 sayılı HMK 297/2. madde uyarınca “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”. Davacılar dava dilekçelerinde, manevi tazminat isteminde bulunurken, olay nedeni ile hayatını kaybeden her bir müteveffa yönünden ayrı ayrı tazminata hükmedilmesini istemişlerdir. Davacıların, taleplerini bu şekilde belirtmiş olmalarına rağmen, mahkemece anılan yasal düzenlemeye aykırı olarak, davacılardan her birine, tüm müteveffalar nedeniyle toplam manevi tazminata hükmedilmesi doğru değildir. 2-Davalılardan …’ün temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamından, davalı …’ün vefat eden oğlu …’ün mirasını süresi içerisinde kayıtsız ve şartsız reddettiği ve mirası reddettiğinin tesciline karar verilmesini talep ettiği, Boyabat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/498 esas ve 2013/666 karar sayılı 17/09/2013 tarihli ilamı ile anılan davalının talebinin kabul edildiği, TMK’nun 609. maddesi uyarınca mirası ret beyanının tespit ve özel defterine tesciline karar verildiği, kararın 12/03/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Şu durumda, davalı …’ün haksız eylem faili olan murisine ait mirası reddettiği gözetilerek davanın davalı … yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle kısmen kabulü, doğru görülmemiş bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir.”
gerekçesi ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalı …’ün temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulüne, eş …’ın ölümü nedeniyle 30.000,00 TL, …’ın ölümü nedeniyle 20.000,00 TL olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın 18/09/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı sürücü … mirasçısı … hakkındaki davanın reddine, birleşen dava yönünden; anne …’ın ölümünden dolayı 20.000,00 TL ve kardeş …’ın ölümünden dolayı 5.000,00 TL olmak üzere 25.000,00 TL manevi tazminatın 18/09/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı sürücü … mirasçısı … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarının gerekçe bölümünde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur (HMK 297/1-c). Gerekçe, mahkemenin benimsediği olgular ile hüküm bölümü arasında yasal ve mantıksal bir bağ niteliğinde olduğundan hükümle gerekçe arasında ve gerekçenin kendi içinde çelişkiye sebep olunmaması da gerekir.
Dosya kapsamından, mahkemece hüküm fıkrasında “asıl ve birleşen dava yönünden davalı sürücü … mirasçısı … hakkındaki davanın reddine” karar verilmiş; ancak gerekçe bölümünde “asıl davada eşi ve oğlunun ölümü sebebiyle 50.000,00 TL manevi tazminatın aracın maliki ve yargılama aşamasında vefat eden davalı …’ün mirasçısı … ile davalı … mirasçısı …’den tahsiline” şeklinde karar gerekçelendirilmiş ve böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluşmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasında çelişki olması hali mutlak bozma sebebidir. Bu durumda, mahkemece hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılara geri verilmesine 22/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.