YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11439
KARAR NO : 2014/5282
KARAR TARİHİ : 20.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçi …’nın haricen satın aldığı … plaka sayılı aracı yaptığı pazarlık sonucu 1.000,00 TL’si nakit, geri kalanı aracın resim devirinin yapılması sırasında ödenmek üzere toplam 29.250,00 TL karşılığında sanıklara sattığı, sanıklar ile birlikte yanında diğer şikayetçi … bulunduğu halde hep beraber …’a aracın ruhsat sahibinden vekaletname almak üzere gittikleri, tanık olarak ifade veren araç sahibi …’ın bir ay süre ile aracın satışı konusunda sanıklardan …’a vekaletname verdiği, geri döndüklerinde sanık …’ın ağabeyinin marul sökmeye gittiğini, dönünce paralarını vereceğini söyleyerek şikayetçileri oyaladığı, aracın ruhsat fotokopisi ile vekaletnameyi alan sanıkların araçla birlikte ortadan kayboldukları, sanık …’ın savunmasında aracın 45 gün kendisinde kaldığını, daha sonra çalındığını söylediği somut olayda; amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıkların, önceden hazırladıkları mizansen gereği aracı satın almak üzere şikayetçi ile pazarlık yapıp, bir miktar peşinat vererek güven telkin ettikleri, aracın satışına ilişkin vekaletnameyi aldıktan sonra paranın kalanını sanık …’ın ağabeyinden alarak vereceklerini söyleyip şikayetçileri oyalayarak aracı da alıp ortadan kayboldukları gözetildiğinde üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüme “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.