YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16896
KARAR NO : 2014/9391
KARAR TARİHİ : 13.05.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, Beylikdüzü’nde…Emlak adı altında faaliyet gösterdiği, şikayetçi …’e ait olan büroyu 50 TL kapora ile aylık 200 TL karşılığında izinsiz kiraya verdiği, sanığın şikayetçi Celil’in bürosunu kiraya vermek için izin istediği ve bir yıl süre ile 3500 TL’ye başkasına kiraya verip kira bedelini izinsiz tahsil ettiği, kira bedellerini şikayetçilere vermemek sureti ile hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık tarafından, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle birden fazla kez menfaat temin edilmesinden dolayı teselsül nedeniyle cezanın artırılmaması aleyhe temyiz olmadığından ve sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesi gereğince kamu davası açıldıktan sonra, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanun’un 155/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, hükmedilen yaptırımın sanığın daha lehine olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün” “50 gün” ve “1000 TL” adli para cezası ile “60 gün”, “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ile “5 gün” “2 gün” “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.