Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13532 E. 2014/5626 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13532
KARAR NO : 2014/5626
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nün çocukları olan … ve…’nün,… ilinden toplam 20 kez rahatsızlıkları nedeniyle …ve … illerine sevk edildikleri, tüm sevklerin gidiş ve dönüş olmak üzere “özel oto ile uygundur” ibaresini taşıdığı, evraklara göre gidiş ve geliş olmak üzere iki defa söz konusu hasta naklinin taksicilik yapan sanık … tarafından, diğer hasta nakillerinin ise yine taksicilik yapan sanık … tarafından yapıldığının belirlendiği, sanık …’ın çocuklarının…’den başka illere yapılan 20 sevk işleminin 19.10.2005 (…) ve 26.10.2005 ( … ve …) tarihlerindeki üç sevkinin Dr. … tarafından, diğer sevk işlemlerinin ise Dr. … tarafından gerçekleştirdiği, Dr. … tarafından gerçekleştirilen sevk işlemi sırasında sevk kağıdı üzerine yazılan “özel oto ile uygundur” yazısının bu doktora ait olduğu ancak, Dr. … tarafından yapılan üç sevk işleminde, sevk kağıdına yazılan “özel oto ile uygundur” ibareleri ile hastaların sevk edildikleri illerden …iline dönüşleri sırasında sevk kağıdı üzerine yazılan “özel oto ile sevki uygundur” ibarelerinin sevk işlemini yapan doktorlara ait olmayıp, sonradan eklendiğinin iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenemsinde;
Suça konu sevk kağıtlarına sonradan eklenen “özel oto ile sevki uygundur” ibaresinin sonradan eklendiğinin açıkça belli olması ve bu nedenle belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunmadığının belirlenmesi karşısında; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına dair mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenemsinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince hem hapis hem de adli para cezasının artırılması gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasında artırım yapılarak hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup sanıklar, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.