Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1421 E. 2013/20157 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1421
KARAR NO : 2013/20157
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 14/04/2007 tarihinde mağdur … oğlu …’in dükkanına giderek mağdurun çalışanlarına emanet monitör olduğunu, almaya geldiğini söylediği, işyeri çalışanlarının mağdurun işyerinde olmadığını söylemeleri üzerine mağdurun telefon numarasını aldığı ve çalışanlarının yanında arıyormuş gibi yapıp konuşarak dükkanın dışına çıktığı, bir süre sonra tekrar içeri girerek Nedim ile konuştuğunu monitörü vermelerini söylediğini belirtip suça konu monitörü alarak gittiği,
08/05/2007 tarihinde şikayetçi Asım’a ait işyerini arayarak parti ilçe başkanı olduğunu göndereceği kişiye ihtiyacı olan malları teslim etmelerini söylediği, bir süre

sonra sanığın şikayetçinin işyerine gelerek siparişleri hazırlattığı, bu sırada şikayetçinin işyerine gelmesi üzerine kredi kartını alıp geleceğini söyleyip malları almadan işyerinden ayrıldığı,
11/05/2007 tarihinde şikayetçi Mehmet Tahir oğlu Nedim’in işyerini giderek kendisini otelin satın alma sorumlusu … gönderdiğini kumaş alacağını söylediği, çalışan tanık Kemal’in otelle görüşeceğini söylediği ancak Süleyman’a ulaşamadığı, bu sırada sanığı tekrar geldiği ve malzemeleri sorduğu, tanık Kemal’in sorumlu kişiye ulaşamadığını söylemesi üzerine Kemal’den kartvizitini alarak ayrıldığı, bir süre sonra kendisini … olarak tanıtıp malzemeleri vermelerini istediği, daha sonra tekrar işyerine gelerek malzemeleri teslim almaya geldiğin söylediği, tanık Kemal’in şüphelenmesi üzerine işyeri sahibi şikayetçi …’i aradığı ancak ulaşamadığı, bu sırada işyerinin telefonunun çalması üzerine tanık Kemal’in telefona bakmasını fırsat bilerek işyerinden kaçtığı,
Aynı gün şikâyetçi …’ı telefonla arayarak kendisini parti İlçe Başkanı olarak tanıtıp terzilik yapan bir kişiyi gönderdiğini perdelik ihtiyaçlarını karşılamalarını istediği, akabinde işyerine giderek emanetleri almaya geldiğini söylediği, malzemelerin hazırlanıp teslim edldiği tam çıkacağı sırada şikayetçinin sanıktan İlçe Başkanı Sebahi’nin telefonunu istediği, sanığın verdiği telefon numaralarının kapalı olması üzerine sanığı durdurduğu, sanığın kendi telefonundan arıyormuş gibi yaparak “Başkanım nerdesin, ne zaman geliyorsun, bekliyorum.” diyerek şikâyetçiyi kandırmaya çalıştığı, ancak şikâyetçinin şüphelenerek Başkan gelince gideceğini söyleyip sanığı göndermediği, bunun üzerine sanığın Başkanı bekleyeceğine gidip alıp geleceğini söyleyip malları bırakarak işyerinden ayrıldığı olaylarda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik mahkemenin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunduğu halde TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, her bir mağdura yönelik eylemlerinden dolayı kurulan hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “30 gün”, “25 gün” ve ” 500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.