YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16082
KARAR NO : 2014/8321
KARAR TARİHİ : 29.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Müştekinin Hal Kompleksi önünde Nakiyeciler Sitesine gitmek için araç beklediği esnada hakkındaki mahkumiyet kararı temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık …’ün müştekinin yanına yaklaştığı, “araba buradan geçmiyor ileride binersin” diyerek müştekiyle birlikte yürümeye başladıkları, müştekiye sigara ikram ettiği, yolda giderlerken yerden beyaz mendil içerisinde para bulduğunu söylediği, müştekiye hitaben bu para ikimizin olacak dediği, müşteki ile sanık biraz gittikten sonra sanık …’in “para kaybettim, sizin gördüğünüzü söylediler” diye yanlarına yaklaştığı, bunun üzerine müştekinin cebindeki parayı çıkararak “bu benim param ben senin paranı görmedim” dediği, bu sırada sanık …’nin müştekinin elindeki parayı alarak gazete kağıdına sardığı ve cebine koyduğu, diğer sanığın biraz uzaklaştığı, sanık …’nin bulduğunu söylediği ve mendile sarılı vaziyette içinde gazete kağıdı bulunan mendili müştekiye uzatarak ” cep telefonunu bana ver, sen beni ararsın para sende kalsın” dediği, müştekinin cep telefonunu verdiği, sanıkların uzaklaştıktan sonra müştekinin cebine baktığında mendilin içerisinde 300 TL paranın yerine gazete kağıtlarının olduğunu gördüğü, ancak sanığın bu şekildeki hileli söz ve davranışlarla müştekiye ait olan 300 TL para ve cep telefonunu alarak olay yerinden kaçmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Oluşa, dosya kapsamına ve müştekinin dolandırıldığını anlaması ve aynı gün şikayeti üzerine kolluk görevlileri tarafından gösterilen fotoğraflar arasından yaptırılan 29/05/2007 tarihli teşhis tutanağı ile sanıkları kesin olarak teşhis etmesi karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlere “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.