Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16816 E. 2014/9426 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16816
KARAR NO : 2014/9426
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın 27/10/2009 tarihli karara karşı eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin verdiği 05.02.2010 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu; bu kapsamda sanığın yokluğunda verilen hükmün sorgusunda bildirdiği adresten ayrılarak başka bir şehre taşınması üzerine tebliğ memuru tarafından Tebligat Kanunu 18. ve Tebligat Tüzüğünün 24. maddeleri gereğince gerekli araştırma yapılmadan pansiyoner kaldığı yerde ev arkadaşına tebliğ edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olup sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Yunanistan vatandaşı olan şikayetçinin, eşi ve arkadaşları ile birlikte Gelibolu ilçesinde gezdikleri sırada yanlarına gelen ve çok iyi Yunanca konuşan sanığın, şikayetçi ve yakınları ile konuşarak samimiyet oluşturduğu, kendisini …olarak tanıtıp kamyon şoförlüğü yaptığını belirterek alışverişlerinde yardımcı olabileceğini söylediği, ertesi gün buluşup hep birlikte Çanakkale’ye giderek alışveriş yaptıkları, şikayetçinin yanında Türk parası olmaması nedeniyle döviz bürosuna bozdurup getirmek amacıyla sanığa 340 Euro para verdiği, parayı alan sanığın ortadan kaybolmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, 1. fıkrada yazılı diğer hak yoksunluklarının cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüme ” 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.