YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20347
KARAR NO : 2013/18017
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir.Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların, 2003,2004 ve 2005 yıllarında kendilerine ait arazilerde üretim yapmadıkları halde üretim yapmış gibi belge sunarak Tarım Müdürlüğü’nden haksız doğrudan gelir desteği aldıkları, 2006 yılında arazilerde yapılan incelemelerde yaklaşık 5-6 yıldan beri tarımsal faaliyet yapılmadığının belirtiği, bu şekilde sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olaylarda;
1- Sanık …’un 2003 yılına ait doğrudan gelir desteği ödemelerine yönelik kurulan hükmün incelemesinde;
24.08.2004 olarak tespit edilen suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından;
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Sanık … ve …’un 2004 ile 2005 yıllarına ait doğrudan gelir desteği ödemelerine yönelik beraat hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanıkların 2004 yılına ilişkin başvuruları nedeniyle mazot parasının ödendiği 19.09.2005 gününün, suç tarihi olarak tespitiyle yapılan incelemede;
Sanıkların aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında suça konu arazilerde tarımsal faaliyette bulunduklarını beyan etmeleri, tanıkların da sanık savunmalarını doğrulaması, arazilerde tarımsal faaliyet yapılmadığına dair tespitte bulunan tanık …’un ifadesinde ise yapılan tespitin ihtimale dayanılarak yapıldığını, kesin olarak toprağın kaç yıl işlenmediğinin tespitinin mümkün olmadığını beyan etmesi karşısında, sanıkların cezalandırılabilmeleri için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanıklar …, … ve Aşır hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 14/11/2013 tarihli nüfus kayıt örneklerine göre; sanık …’ın hüküm tarihinden sonra 15.03.2012, sanık …’un hüküm tarihinden sonra 18.03.2012, sanık …’in hüküm tarihinden sonra 12.05.2012 tarihlerinde öldükleri anlaşılmakla, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükmün sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.