Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20828 E. 2014/5405 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20828
KARAR NO : 2014/5405
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nun, çek hesabının bulunduğu … şubesinden aldığı çek karnesinde bulunan suça konu çeki, keşide etme yetkisi bulunmayan sanık …’nun 02.01.2009 tarihinde 7.600,00 TL bedelli olarak düzenledikten sonra …’a ciro ederek verdiği, onun da katılan …’na ciro ettiği, bu şekilde sanıkların dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Gerekçeli karar başlığına müşteki olarak sehven yazılmış olan …’nun sıfatının katılan olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, suça konu çekteki imzayı inkâr etmeyerek borcu kabul etmesi, savunmalarında 1986-1987 yıllarında babası olan …’nun kendisine vermiş olduğu vekâlet ve talimat ilişkileri doğrultusunda çeki imzalayıp ciro ettiğini belirtmesi, …’nun da beyanlarının bu doğrultuda olması, gerek banka tarafından gerekse de şikayetçi tarafça aksi bir kanıtın dosyaya sunulamamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın bilerek ve isteyerek sahte çek tanzim etmek ve bu suretle şikayetçiyi dolandırmak istediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediği, önceden verilen rızaya dayanılarak düzenlenen çeke ilişkin resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı anlaşıldığından, mahkemece sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kurulan beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’nun, hüküm tarihinden sonra 04.01.2014 tarihinde öldüğünün UYAP üzerinden MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.