Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/379 E. 2013/13644 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/379
KARAR NO : 2013/13644
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Birlikte hareket eden sanıklardan …’in aracını satmak için gazeteye ilan veren şikayetçiyi telefon ile arayarak 18.000 TL karşılığında aracı satın almak için anlaştığı, posta havalesi ile 80,00 TL yakıt parasını gönderip şikayetçiyi arabası ile birlikte …’ya çağırdığı, parayı dayısının işyerinde vereceğini söyleyerek hemen noterden kendisine yetki veren satış vekaletnamesini çıkarttırdığı, bahsi geçen işyerinde şikayetçiye yemek yedirip bir … için dışarı çıkacağını söylediği, sanık …’e noterden aracın satışını yaptığı, geri gelip dayısının köyde olduğunu söyleyerek hep beraber köye gitmeyi teklif ettiği, dedesine aracı göstermek istediğini ancak evin çok kalabalık olması nedeniyle şikayetçinin gelmemesini istediği, böylece aracı alıp ortadan kaybolduğu, sanık …’in telefon ile görüştükten sonra senin paranı yarına kesin veririz diyerek birlikte beklediği şikayetçiyi …’a bıraktığı, ilerleyen günlerde sanıkların şikayetçiden aracını geri vermek için 3000,00 TL para istedikleri somut olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi gerektiği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.05.2008 gün ve 2008/11-127-147 sayılı kararında açıklandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesi “pişmanlıktan kaynaklanan iade ve tazmini” esas aldığı, somut olayda ise, dolandırıcılığa konu aracın kolluk görevlileri tarafından terk edilmiş bir vaziyette park halinde bulunduğunun anlaşılması karşısında sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanıklar hakkında TCK’nın 168/1 maddesine göre indirim yapılması karşısında bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık …’in adli sicil kaydındaki … Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2006 gün 2006/195 Esas 2006/650 sayılı kararındaki hükümlülüğünün ve sanık …’in adli sicil kaydındaki … Sulh Ceza Mahkemesinin 11.05.2006 tarih ve 2006/217 Esas 2006/345 sayılı kararındaki hükümlülüğünün doğrudan adli para cezası olup belirlenen miktar ve türü itibariyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi uyarınca temyizi mümkün bulunmadığı ve aynı maddenin son fıkrası uyarınca da tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.