YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/751
KARAR NO : 2013/14724
KARAR TARİHİ : 02.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, Sosyal Sigortalar Kurumu … İl Müdürlüğünde sigortalı tescil servisinde tarım sigortalıları ile ilgili işlemleri yürütmekte görevli memur olduğu, 03.02.2003 tarihinden emekliye ayrıldığı 24.01.2006 tarihine kadar tarım sigortalılarının işlemleri ile ilgili 2. Derecede imza yetkisine haiz olarak çalıştığı, sanığa başvuran sigortalıların prim borçlarını yatırmak amacıyla müracaatlarında üç suret tahsilat makbuzu kesen sanığın bu makbuzları imzaladıktan sonra müdür yardımcısına imzalatıp sigortalının yatıracağı prim miktarını gösteren bu makbuzlarla birlikte sigortalıyı vezneye göndermesi gerektiği, bu makbuzlarla veznede prim borcunu yatıran sigortallıların bir sureti veznede kalan makbuzların iki suretini sigortalının sanığa götürmesi gerektiği, sanığın bu suretlerden bir tanesini sigortalıya verirken diğerini kurumdaki dosyasına koyarak veznede kalan suretin ise muhasebe kayıtları ile hergün karşılaştırılarak bu şekilde işlemlerin yürütüldüğü, normal işleyişin bu şekilde olması gerekmesine rağmen sanık …’in imza yetkisine haiz müdür yardımcısına daha evvel imzalatarak hazırladığı tahsilat makbuzlarına sigortalıların isimleri ve yatıracakları miktarları doldurduğu, kendisine gelen sigortalılardan onları vezneye göndermeden prim miktarını nakten kendisi alarak daha önceden hazırladığı makbuzlara sahte olarak hazırladığı” tahsil edilmiştir. “kaşesi vurarak veznedar imzasını taklit ettiği, böylece sahte olarak düzenlediği makbuzlardan bir tanesini sigortalının kendisine verip diğer nüshasını sigortalıya ait dosyaya koyduğu, veznede olması gereken ve veznedar tarafından muhasebe kayıtları ile karşılaştırmakta kullanılması gereken son makbuzun ise sanık tarafından imha edildiği, bu suretle sanığın sigortalılara prim borçlarının yatırıldığı görüntüsünü verip elden tahsil ettiği paraları uhdesine geçirdiği, ayrıca sigortalıların zararının doğmaması, prim borçlarının ödenmediğinin ortaya çıkmaması gibi düşüncelerle dosyaya makbuzdan suret koymak suretiyle işlem yaptığı, dosyadaki makbuzlarla muhasebe kayıtlarının karşılaştırılmasını engellediği, şikayet olmadığı ve bu konuda özel bir inceleme yapılmadığı ve bilgilerin de bilgisayar kayıtlarına girilmemesinden de istifade ederek olayı gizlediği, bu şekilde kendisine müracaat eden 169 sigortalıdan 189 adet sahte olarak düzenlediği makbuz ile birlikte 90.589.02 TL toplayarak haksız olarak uhdesine geçirdiğinin anlaşıldığı olayda, eyleminin zincirleme şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında tayin olunan cezada 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılırken hapis cezası yanında adli para cezasında da artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın aleyhine temyiz bulunmayan ilk hükümde tayin edilen adli para cezasının beher günü 20 TL’den çevrilmesine ve Yargıtay 11. Ceza dairesinin bozma ilamında bu hususa ilişkin herhengi bir bozma nedenine yer verilmediğinin anlaşılması karşısında koşullarda bir değişiklik bulunmadığı gözetilmeden adli para cezasının 40 TL’den çevrilmesi suretiyle kazanılmış hakkın ihlal edilmesi,
3-TCK’nın 158/1-e, 43, 168/2. maddeleri uygulanmak suretiyle belirlenen 2.300 gün adli para cezasının TCK’nın 62. maddesi ile 1/6 oranında indirilmek suretiyle 1.916 gün yerine 1.917 gün olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında netice olarak 76.640 TL yerine, 76.680 TL adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “4.600 gün, “4.600 gün”, “2.300 gün”, “1917 gün” ve “76.680 TL” ifadelerinin yerine, sırasıyla “4.600 gün”, “5.750 gün”, “2.875 gün”, “2.395 gün” ve “47.900 TL” ifadelerinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.