Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8809 E. 2014/3076 K. 19.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8809
KARAR NO : 2014/3076
KARAR TARİHİ : 19.02.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kamyonu ile çelik kasa pazarlaması yapan müştekiden, çelik kasa almak istediğini söyleyip, kendisine ait olmadığı halde … Hırdavat isimli iş yerinin sahibi olduğunu, iş yerinin üst katındaki konutta oturduğunu beyan edip, müştekiyi söz konusu işyerine götürmek suretiyle sabit iş yeri ve ikametgâhı bulunduğuna dair güven oluşturduktan sonra, toplam 1500 TL değerinde üç adet çelik kasa alarak 100 TL peşin ödeyip geriye kalan kısmı 24.09.2007 tarihinde ödeyeceğini belirtip, kasaları teslim almasının ardından ortadan kaybolmaktan ibaret eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin 3167 sayılı kanunun 16/1. maddesi uygulanmasına yönelik olduğu ve tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün” ve “1200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına yönelik bendlerin tamamen çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.