Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/9425 E. 2013/17493 K. 13.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9425
KARAR NO : 2013/17493
KARAR TARİHİ : 13.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın eczacı olduğu ve katılan kuruma fatura ettiği 4 reçetede tahrifat yaptığı, …, …, …., … ve …’ın sağlık karnelerini alıkoyarak reçete düzenlettirdiği, hak sahiplerinin reçetede belirtilen ilaçlarını vermediği veya eksik verdiği, ilaçları alana ait imzanın hak sahibine veya yakınlarına ait olmadığı, sağlık karnesinin fotokopi nüshasına eczane kaşesini basmadığı, uzun süre saklanması mümkün olmayan miktarda majistral ilaçları sandığa fatura ederek bedellerini tahsil ettiği, bu işlemler sonucunda 10.895,31 TL kurumu zarara uğrattığının iddia edildiği somut olayda; emanete kayıtlı reçeteler üzerinde yaptırılan kriminal inceleme sonucu düzenlenen raporda; İsmet … adına düzenlenen reçetenin 4 ve 5 sırasındaki ilaçların adet bölümlerindeki 5 ve 6 ibarelerinin, … adına düzenlenen reçetenin 1. sırasındaki ilacın dozaj bölümündeki 4 rakamının, … adına düzenlenen reçetenin 4. sırasındaki ilacın dozaj bölümündeki 2 rakamının, … adına düzenlenen reçetenin 1. sırasındaki ilacın dozaj bölümünde yer alan ve mühür izi mürekkebi ile de çakışması nedeni ile tam olarak okunamayan ibarelerin mükerrer kalem hareketlerinden oluştukları ve reçetede yer alan yer ibareleri, kalem, mürekkep, renk tonu farklılıkları gösterdiklerinin belirlendiği, söz konusu ibarelerin bulundukları yerlerde evvelce yazılı bulunan ibareler üzerinden farklı mürekkepli kalemlerle sonradan tahrifen eklenmiş olduklarının belirlenmesi karşısında; sanığın atılı suçlardan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.