Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1489 E. 2014/16308 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1489
KARAR NO : 2014/16308
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nın 158/1-b bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Bir Yakınının hastanede, karakolda, cezaevinde, vb, zor veya tehlikeli bir durumda olduğundan bahisle, ona götürülmek üzere para ve eşya olarak mağduru dolandıran kimse, onun, merhamet, acıma, yardıma koşma, korku ve telaşa kapılma duygularını sömürmektedir. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Sanık …’ın, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nin duruşma salonu önünde amcası olan … Selçuk ‘un duruşmasını izlemek üzere orada bekleyen önceden tanıdığı tanık … Altay’ın yanına gelip tutuklu olan amcasının tahliyesini sağlayacak tanıdıkları olduğunu, mahkeme başkanı … ‘ın memleketi olan Kalecik Belediyesi ‘ne iş makinası almak üzere para vermek gerektiğini söyleyerek diğer sanık … ‘in bürosuna görüşmeye davet ettiği, tanık … ‘in de tutuklunun eşi olan mağduri … ‘a durumu anlatması üzerine, suç tarihinde tutuklunun avukatı …, mağdur, avukatın kız kardeşi Sonay, tanık … ve tanık Yalçın Selçuk olduğu halde sanık … tarafından büro olarak kullanılan Sıhhiye ‘deki büroya geldikleri, sanık …’in mahkeme başkanı … ‘ın Kalecikli olup memleketini çok sevdiğini, belediyeye iş makinesı almak üzere 1.000.000 TL para talep ederek, bu parayı vermesi halinde mahkeme başkanı ile temas sağlayarak bir ay içinde tahliye işlemini sağlayacağını söylediği, verilecek paranın tahliye ile birlikte Yargıtay aşamasını da kapsayacağını ve mahkeme başkanına da pay verileceğini ima edecek şekilde bu teklifte bulunduğu, parayı nakit olarak talep ettiği, ancak mağdurun bu konuşmayı ciddi bulmaması nedeniyle talep edilen parayı sanıklara vermediği olayda eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kanuna aykırı olarak elde edilen CD hükme esas alınmış olsa da dosyadaki mağdur beyanı, yeminli tanık anlatımları, sanık savunmaları ve yüzleştirme tutanakları birlikte değerlendirildiğinde sanıkların menfaat temin etmek maksadıyla hareket ettikleri sabit olduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş olup TCK’nın 158/1-b maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun gerçekleşebilmesi için sanıkların müştekinin “içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan” yararlanmak suretiyle haksız bir yarar elde etmesinin gerekeceği; somut olayda müştekinin içinde bulunduğu durumun, gerçek ve yakın anlamda “tehlikeli veya zor şartlar” kapsamında kabul edilebilecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/2. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden ayrıca aynı Kanunun 158/1-b madde ve fıkrası uyarınca sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi ceza miktarı itibarıyla sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 14/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.