YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17285
KARAR NO : 2013/13255
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile
komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Ticari işletmesinin iflas etmesi üzerine, … arayan sanık …’in gazete ilanlarında gemilere vasıfsız eleman ilanını görünce sanık …’a ait İlk Denizcilik isimli işyerine gittiği, kursa giderek gemici cüzdanı aldığı ve bir gemide çalışmaya başladıktan sonra işten çıkarılan sanığın yeniden … ararken … ile tanışıp Sirkeci’de birlikte Global Organizasyon isimli organizasyon şirketi kurdukları ve şirkete sanık … adına üç adet telefon hattı aldıkları, ancak organizasyon işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle …’un işyerini kapatarak şirketi sanık …’e devrettiği, sanık …’in kendi vergi borçları nedeniyle üzerine işyeri açamadığı gerekçesiyle eşi … adına Tekbir Denizcilik Danışmanlık Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi’ni 16/03/2009 tarihinde kurduğu, ancak şirketin işlerinin iyi gitmediği, bu sırada sanık …’in sanık … ile tanışarak birlikte … yapmak istemeleri üzerine …’in bırakma beyanı vererek işyerini kapattığı ve sanık … adına 01/04/2009 tarihinde işyerinin kira kontratını yeniledikleri, … 14. Noterliğinin 3259 yevmiye sayılı 07/04/2009 günlü tescil talepnamesi ile Tekbir Denizcilik Danışmanlık – … Ticaret Limited Şirketi ünvanlı yeni bir işyeri açtıkları, … (…), Şule ve Seher isimli şahısları sekreter, … ve …’ı da çaycı ve şöför olarak işe aldıkları, … Gazetesi’nde şirket adına gemi adamı cüzdanı çıkarılıp gemilerde … bulacakları vaadi ile ilanlar vermeye başladıkları, hazırladıkları metni de sekreterlere vererek telefonda ve yüz yüze metni okuyup bilgi vermelerini istedikleri, 02/04/2009 tarihinde gazete ilanını gören katılan …’ın önce telefonla bilgi aldığı, ertesi gün
işyerine gelerek sekreter ile görüşüp imzalı makbuzla belgeleri ve 1.000.00 TL para verdiği, cevap alamayınca iki gün sonra işyerine geldiğinde işyerinin kapatılmış olduğunu gördüğü, aynı şekilde gazete ilanı ile işyerine gelen katılan …’ın … ile görüştüğü ve bilgi aldıktan birkaç gün sonra belgeleri ve 800.00 TL parayı sanık …’a verdiği, yirmi gün sonra işyerine kontrol için geldiğinde işyerinin boşaltılmış olduğunu gördüğü, sanıklardan …’ın tacir vasfında bulunduğu, sanıkların işsiz olan ve … arayan katılanlara, gemi adamı cüzdanı çıkarıp gemilerde … bulacakları vaadiyle işyerlerine müracaatlarını sağlayıp menfaat ettikten sonra işyerlerini terk ettikleri, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Hükümlü … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
14/04/2011 tarihinde verilen asıl kararın, hükümlünün sorguda bildirdiği adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 04/05/2011 tarihinde tebliğ edildiği, kararın kesinleştiği gerekçesiyle 03/04/2012 tarihinden itibaren cezasını infaz etmeye başlamasına rağmen 23/05/2012 tarihinde hükmü temyiz ettiği, sanığa yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, yanıltmanın bulunmadığı dikkate alınarak ve sanığın kararı en geç 03/04/2012 tarihinde öğrendiği belirlenerek ve tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Hükümlünün yokluğunda verilen 14/04/2011 tarihli kararın sanığa 04/05/2011 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 23/05/2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ifadesi, tanık beyanları, katılan beyanları, şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre şirket yönetici olan sanığın 5237 sayılı TCK’nın 158/1-h maddesi kapsamında suçu işlediği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık müdafiinin temyiz talebinin, beraat eden sanık lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin olup, bu istemle sınırlı olarak yapılan incelemede;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.200 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.