Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20895 E. 2013/17494 K. 13.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20895
KARAR NO : 2013/17494
KARAR TARİHİ : 13.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıkların “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı … Teftiş Kurulu Grup Başkanlığı” adına sahte kimlik kartları düzenledikleri ve katılanın yetkilisi olduğu işyerine gittikleri, sahte kimlikleri göstererek kendilerini müfettiş olarak tanıttıkları ve işyerini denetlemek için geldiklerini söyledikleri, işyerinde müfettiş gibi denetim yaptıkları, çalışan personele ait sigorta bildirge evraklarından ad soyad karşılaştırması yaptıkları, personele sorular sordukları, yaptıkları denetim sonunda SGK İşyeri Durum Tespit Tutanağı düzenledikleri, tutanağın bir suretini işyerine bıraktıkları, ayrılırken …. nolu telefon numarasını bırakarak yirmi dakika sonra bu numaradan aranmalarını istedikleri, personel amiri …’in bir müddet sonra bırakılan telefon numarasını aradığı, telefona çıkan şahsın; işyerinde eksiklikler olduğunu, bunu tutanakla tespit ettiklerini, ancak 6.000-TL vermeleri halinde tutanağı düzeltebileceklerini söylediği, bunun üzerine …’in durumu katılana anlattığı, katılanında olayı polise ihbar ettiği, sanıkların verdikleri telefon numarası aracılığıyla temasa geçildiği ve randevu verildiği, parayı almak için sanık …’ın geldiği ve yakalandığı anlaşılmakla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiğine yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hapis cezası alt sınırdan uzaklaşılarak tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi, yine dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Suça konu belgelerin iğfal kabiliyetinin bulunduğunun anlaşılması karşısında; resmi belgede sahtecilik suçundan bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar İbrahim ve Muzaffer müdafii ile sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.