YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24471
KARAR NO : 2015/26550
KARAR TARİHİ : 10.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın… ilçesinde araç kiralama işi ile uğraşan katılan …’dan … plakalı aracı kiraladığı, sanığın söz konusu aracı kiralarken… adına düzenlenmiş sahte olduğu anlaşılan ve aslı ele geçirilemeyen kimlik fotokopisini katılana verdiği ve olayların gelişim sürecinde itibar edilmesi gereken katılan …’nın beyanına göre polis kimliği gösterdiği, böylelikle hileli davranışlar sergileyerek aracı kiraladığı, daha sonra ise süre uzatımı talebinde bulunduğu, katılanın kabul etmesine rağmen süre bitimine müteakip aracı katılan …’ya teslim etmediği ve böylece katılan …’ya yönelik dolandırıcılık suçunu işlediği, bu aşamadan sonra sanığın ikrarı ile birlikte anlaşıldığı üzere katılan …’ya ait kimlik bilgilerini kullanarak kendi fotoğrafının yapıştırıldığı sürücü belgesi oluşturup, bu sürücü belgesi ile de …Noterliği’nden vekaletname çıkarttırarak söz konusu aracı katılan …’e sattığı ve bedelini aldığı, sanığın katılan …’e yönelik hileli davranışlar ve hareketler sergileyerek kendi adına olmayan bir aracı, araç sahibi adına düzenlenmiş sahte ehliyetnameye kendi fotoğrafını yapıştırıp, bu ehliyetname ile de ilgili noterlikten vekaletname çıkartarak sattığı somut olayda; sanığa atılı eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin, üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulmasına 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.