YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2675
KARAR NO : 2014/18384
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, tanık …’e ait olan … plakalı aracı satın almak üzere pazarlık yaptığı, senet düzenleyerek söz konusu aracı sözde satın aldığı; ancak senetleri bedellerini ödememesi üzerine, tanık …’ün, sanığın aracı satın alırken bildirdiği adresten araştırmasına rağmen sanığa ulaşılamadığı, sanığın, bu şekilde bedelini ödemeden teslim aldığı aracı katılan …’ya satmak istediği, katılan ile pazarlık yaparak anlaşıp, katınlandan 900 TL parayı peşin olarak aldıktan sonra sözleşmenin fotokopilerini çektirip geleceğine dair yalan söyleyerek katılanın yanından ayrılmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, teşhis tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 58. Maddesinin 1.fıkrasına göre; tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesinin gerekeceği; ve ayrıca aynı maddenin 2.fıkrası gereğince, sabıkaya konu olan suçun cezasının süresine göre, cezasının infazından sonra da anılan fıkrada belirtilen sürelerin geçmemesinin gerekeceğinin açıkça düzenlendiği dikkate alındığında; sanığın sabıkasında yer alan ilamların kesinleşme ve infaz tarihleri gözetildiğinde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması yönündeki uygulamanın isabetli olduğunun anlaşılması karşısında; tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünde eleştiri getiren düşünce benimsenmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.