Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/8304 E. 2013/12300 K. 01.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8304
KARAR NO : 2013/12300
KARAR TARİHİ : 01.07.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi – tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekili ve süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasında yapılan 13.03.2009 tarihli protokol ile müvekkiline ait petrol ofisi bayiiliği bulunan tesisin tüm demirbaşlarıyla birlikte davalılara satışının şartlarının tespit edildiğini, satış bedeli olan 6.850.000,00 TL’nin nakit ve taşınmaz devri olarak yerine getirilecek olduğunu, müvekkilinin edimini yerine getirerek tesisi ve ruhsatını davalılara devrettiğini, ancak davalıların edimlerini gereği gibi ifa etmediklerini, satış bedeli olarak devredilen bir dükkanın imar iznine aykırı yapıldığının ve dükkan hakkında yıkım kararı alındığının öğrenildiğini, ayrıca devredilecek olan bir dairede kat mülkiyeti tesis edilmediği için tapuda bağımsız olarak devrinin mümkün olmadığını, devredilecek olan bir arsanın bir kısmının yeşil alan ayrıldığının anlaşıldığını, dolayısıyla ayıplı olan bu taşınmazların değerinin çok daha düşük olduğunun anlaşıldığını ve devrinin mümkün olmadığını, nakit olarak ödenmesi gereken bedelin 2.175.000,00 TL’sinin ödendiğini, 25.000,00 TL’sinin ödenmediğini, bu durumda tesisin satış bedelinin 4.675.000,00 TL’sinin henüz ifa edilmediğini belirterek taraflar arasında yapılan protokolün feshedilerek taraflarca alınan şeylerin karşılıklı iadesine ve müvekkilin uğramış olduğu zararın şimdilik 1.500,00 TL’sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı 29.12.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; protokolün hukuki geçerlilik şartlarına uyulmadan yapıldığı için batıl olduğunu belirterek taraflarca alınan şeylerin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkilinin protokolden doğan tüm edimlerini yerine getirdiğini, nakit borcunu ödediğini, gayrimenkullere ilişkin yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, bunun yanında davacının sözünü ettiği dükkan hakkında yıkım kararı olduğunu protokolün imzalandığı tarihte bilmekte olduğunu, ayrıca bu kararın hukuken geçerliliği olmayan bir karar olduğunu, kat mülkiyeti bulunmayan dairenin devredilememesinin söz konusu olmadığını,zira kat irtifakının devredilebilir olduğunu, diğer taşınmazın ise zaten bir kısmının satış dışında bırakıldığının kararlaştırıldığını, davacının dükkanın tapusunu devraldığını ancak diğer iki taşınmazın tapusunu devralmaya yanaşmadığını, müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, kötüniyetli olan davacının Rekabet Kurulu’nun kararı gereği ortaya çıkan yeni statüden haksız olarak istifade etmek için tesisi geri alma amacıyla hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; TMK’nun 706., BK’nın 213. ve Tapu Kanununun 26. maddesi gereği tapulu bir taşınmazın haricen satışının geçersiz olduğu, böyle bir satış veya trampaya dayanılarak tarafların verdiklerini geri isteyebilecekleri, ne var ki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin yerleşen uygulamalarında da görüldüğü gibi sözleşme kısmen de olsa yerine getirilmiş ise sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olup iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme bedelinin 6.850.000,00 TL olduğu, 1.500.000,00 TL değerindeki dükkanın tapu kaydının davacı adına tescili ve davacının da kabulünde olan 2.175.000,00 TL davalı ödemesiyle sözleşmenin 3.675.000,00 TL’lik kısmının yani yarıdan fazlasının ifa edildiği, büyük bir kısmı ifa edilen sözleşmenin geçersizliğinin kabul
edilmesinin iyiniyet ve hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, sözleşmenin geçersizliğine dayanılması hakkın kötüye kullanılması olup hukuk düzeninin bu davranışı korumayacağı gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen protokolün geçerli olduğunun tespiti ile, protokolün feshi ile protokol gereği verilen şeylerin iadesi ve kanıtlanamayan zarar- ziyan tazminatına ilişkin davanın, davacının protokol gereği edimini yerine getirmeyen davalıya karşı baki alacak ve taşınmazların devrine ilişkin olarak dava açma hakkı saklı kalmak üzere reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, temyiz harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.