Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3140 E. 2013/10828 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3140
KARAR NO : 2013/10828
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret, Hakaret, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında şikayetçi …’a karşı işlediği “hakaret” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde,
Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26 maddesiyle eklenen Geçici Madde 2 gereğince, hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından, sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin CMK.nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2)Sanık hakkında “kamu malına zarar verme”, “görevi yaptırmamak için direnme”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “kasten yaralama” suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, … ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … … ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yukarıdaki tanımlamalar ve izahat ışığında somut olay incelendiğinde;
Düden Şelalesinde alkol alıp evine dönmek üzere taksicilik yapan şikayetçi …’ın taksisinin başına gelen sanık …’a biraz beklemesini söylemesi üzerine şikayetçiye “neredesin kardeşim, sizin yapacağınız taksiciliği sinkaf ederim” dediği, aralarında bu nedenle başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve olay yerine polislerin geldiği, şikayetçi Sait’in olayı polislere anlattığı esnada sanığın şikayetçiye kafa atıp dişinin kırılmasına sebebiyet verdiği, polis memurları olan katılan … ile şikayetçi …’nın sanığı etkisiz hale getirmesi üzerine sanığın polis memurlarına hitaben “şerefsizler size de devlete de yazıklar olsun, siz zaten rüşvet yemekten başka ne bilirsiniz, ananızı avradınızı sinkaf ederim, o.çocukları” dediği, bindirildiği ekip otomobilini tekmeleyerek zarar verdiği, bu arada katılan polis memuru …’a tekme atıp etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı şeklinde gerçekleşen olayda, mahkemenin “kamu malına zarar verme”, “görevi yaptırmamak için direnme”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “kasten yaralama” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın görevli polis memurları katılan … ile şikayetçi …’ya yönelik aynı anda hakaret içerikli sözler sarf etmiş olması karşısında hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43/2.maddesinin uygulanmaması ile; adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine “TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.