YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3700
KARAR NO : 2013/4320
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin yokluğunda verilen kararı 05.05.2009 tarihinde tebliğ aldığı ve dosya içerisinde bulunan temyiz defteri onaylı suretine göre 11.05.009 tarihinde temyiz dilekçesi verdiği anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek, temyiz isteminin süre yönünden reddine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 01.09.1999 tarihinden itibaren ölüm aylığı alan annesi …’nun …’dan sağlık karnesi almaya hak kazandığı halde, kuruma verdiği tedavi ve yardım beyannamelerinde annesine bakmakla yükümlü olduğunu bildirerek yalan beyanda bulunduğu ve kendi üzerinden … sandığının sağlık güvencesinden faydalandırarak 3827,91 TL sağlık harcamasına sebebiyet vermek suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanığın annesine ilk kez kendi üzerinden sağlık karnesi aldığında ölüm aylığı alanlara … üzerinden sağlık karnesi verilmediği, yasal değişiklikten sonra 01.09.1999 tarihinden itibaren … sağlık karnesi almaya hak kazandıkları, sanığın her yıl tedavi ve yardım beyannamesi verdiğinde annesini de bakmakla yükümlü kişi olarak gösterdiği ve beyanname eklerinde … dahil diğer sigorta kurumlarından faydalanamadığına dair ilgili kurumlardan onaylı belgeler ibraz ettiği, yine ekli belgelerde sanığın annesinin ölüm aylığı aldığının da açıkça yazılı olduğu, bu durumda sanığın bu kurumlara yönelik hileli bir davranışta bulunmamasına rağmen, ilgili kurum personellerinin ihmal ve bilgisizlikleri sonucu verdikleri belgeler ve … Sandığı’nın sağlık karnesi vize işlemlerini yaptığı,dosya içerisinde bulunan Kontralör… tarafından düzenlenen 02.10.2007 tarihli teftiş raporunda da belirtildiği üzere, Sağlık ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın 13.12.1995 tarih ve 3526 sayılı tebliği ve 21.12.2001 tarih ve 42 numaralı tebliğinde sağlık yardımından faydalandırılmak istenilen anne ve babanın …, dul, yetim aylığı ile sağlık yardımı alıp almadığı ve bu kurumlara veya vergi dairelerine kayıtlı bulunup bulunmadığının ilgili personelce araştırılması gerektiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca sanığın annesinin , sanık üzerinden değil de 2926 sayılı Kanun’a tabi olarak sağlık güvencesinden faydalanması halinde, iddia edilen zarar kaleminin büyük bir kısmını oluşturan ilaç katılım payının daha düşük oranda kesilmesi gerektiği anlaşılmakla, sanığın maddi bir menfaatinin de olmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle sanığın hileli hareketlerle menfaat temin etmesi söz konusu olmadığından, beraatine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.