YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/407
KARAR NO : 2014/14397
KARAR TARİHİ : 10.09.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.Kredi kurumu banka olmamasına karşın, faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’ın 10.07.2006 tarihinde Manavgat … Şubesi’ne (birleşmekle Manavgat … Şubesi olan) geldiği, kendisini Manavgat ilçesine yeni tayin olan komiser yardımcısı olarak tanıttığı, banka müdürü olan tanık olarak beyanı alınan … … odasına girdiği, kendisine eşinin mirası ile ilgili olarak bir miktar paranın geleceğini, vadeli mevduat hesabı açtırmak istediğini söylediği, bir süre bu şekilde sohbet ettiği, daha sonra annesine vermek üzere 6.000 euroya ihtiyacı olduğunu söylediği, kısa sürede bankaya paranın havale yoluyla geleceğini söyleyerek güven sağladığı, banka müdürü olan tanığın bankadaki gişe görevlisi tanık … … çağırdığı, sanığı tanıtarak yardımcı olunmasını söylediği, sanık ile tanık … müdür odasından ayrılarak gişelerin olduğu bölüme geldikleri, tanık … … müdürün tanıdığı sandığı sanığa 6.000 euroyu sanığın sergilemiş olduğu davranış neticesinde oluşan güven ilişkisine dayalı olarak hiç bir belge almaksızın elden verdiği, sanığın müdür odasına doğru yöneldiği, daha sonra müdür odasına girmeden bankadan ayrıldığı, sanığın geleceğini söylediği paranın gelmemesi üzerine tanık … … banka müdürünün odasına gittiği, parayı verdiği sanığın parasının gelmediğini müdüre söylediği, bu şekilde olayın açığa çıktığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; tanıkların ifadeleri, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.