YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4287
KARAR NO : 2014/20271
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Temyiz dışı sanık …’ın şikayetçi …’in kimlik ve hesap bilgileri kullanılarak düzenlenmiş ve kambiyo senedi vasfını kazanmış, 21.03.2006 tarihli, 14.800TL bedelli sahte çeki, sanık …’dan temin ederek, suça konu çeki hile ile mağdura verdiği ve karşılığında altın aldığı, mağdurun çekin güvenirliğini teyit için bankaya ibrazında çekin sahteliğinin anlaşıldığı, sanığın bu eylemiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan, mağdur ve tanık beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 158/1-f,son maddesi gereğince, hapis cezasının alt sınırdan verildiği ve haksız menfaat miktarının 14.800TL, haksız menfaatin iki katının 29.600TL olması dikkate alınarak, temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip, sanığın 1480 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 168.maddesi uygulandıktan sonra, 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00TL’den hesap edilmek suretiyle netice olarak 9.860TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sonuç adli para cezasının 16.000TL hesaplanarak sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan, hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanun’un 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanığın 16.000TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine,”sanığın, 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-f,son maddesi gereğince haksız menfaatin iki katı olan 29.600TL karşılığı 1480 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 168 maddesi ile 493 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 9.860TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.