Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4362 E. 2013/9166 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4362
KARAR NO : 2013/9166
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suçu sürüklenen çocuklar hakkında “mala zarar verme” suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocukların mağdura ait olan ve evin önünde park halinde bulunan …. plakalı sayılı otomobile molotof kokteyli atmak suretiyle yaktıkları iddiası ile açılan kamu davasında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşan olanak vermeyecek açıklıkta olması, gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak;
Somut olayda suça sürüklenen çocukların suçlamaları kabul etmemesi, suça sürüklenen çocuklardan alınan el svapları üzerinde Adana Polis Kriminal Laboratuvarı’nca yapılan incelemede herhangi bir yanıcı ve parlayıcı madde kalıntısına rastlanmamış olması karşısında, mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı dedil bulunmaması, kimliği belirsiz bir kişi tarafından yapılan telefon ihbarının tek başına bu suçun işlendiğini de göstermeyeceği anlaşılmakla 5270 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince suça sürüklenen çocukların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Suça sürüklenen çocuklarının eyleminin TKC’nun 151/1, 152/2-a maddelerinde belirtilen suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı yasanın 152/1-b, 152/2-a maddelerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.