YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7165
KARAR NO : 2015/865
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’in kendisine ait evi satışa çıkardığı, satılık ilanını görerek katılan ile temasa geçen sanığın, evi gezerek beğendiği ve 72.000 TL’ye almak üzere katılanla anlaştığı, bunun üzerine katılanın eve ait tapu kaydını, vesikalık fotoğrafları ve rayiç bedel belgesini sanığa verdiği, sanığın söz konusu belgeleri takipçiye verdiğini belirterek katılanı iki gün beklettiği, iki gün sonra katılan ile sanığın buluştukları, sanığın, takipçinin işlemleri bitirmesine az kaldığını; ancak, tapu harcı için paranın yetmediğini, 1.500 TL’ye ihtiyaç olduğunu, yanında nakit olmadığını, öğleden sonra bankadan çekeceği para ile
eve ait bedeli ve 1.500 TL’yi birlikte ödeyebileceğini söyleyerek katılandan tapu harç ve işlemleri için 1.500 TL aldığı, daha sonra parayı takipçiye vereceğini belirterek katılanın yanından ayrıldığı ve geri dönmediği anlaşılmakla; eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın, 11/01/2011 tarihinde alınan beyanında zararı gidermeye hazır olduğunu belirttiği halde, hüküm tarihi olan 10/02/2011 tarihine kadar herhangi bir ödemede bulunmadığı ve etkin pişmanlık göstermediği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin sanık lehine uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmeyerek tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.