Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7874 E. 2015/10163 K. 09.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7874
KARAR NO : 2015/10163
KARAR TARİHİ : 09.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanık …’ın, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak “… ” isimli kişiye ait bilgilerin olduğu sahte nüfus cüzdanı temin ederek bu kimlikle … Beyaz Eşya Haberleşme Limited Şirketi adında bir şirket kurduktan sonra, Halk Bankası Ordu Şubesi’nden bu şirket adına çek hesabı açtırdığı ve çek karnesi aldığı, çekleri de keşide ederek piyasada kullandığı, bu şekilde keşide ettiği 28.02.2008 tarihli, 10.000 TL bedelli suça konu çekin beraat eden ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık vasıtasıyla mağdur …’tan alınan büro malzemeleri karşılığında kullanıldığı anlaşıldığından sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Sanığın, sahte nüfus cüzdanı talep belgesiyle sahte nüfus cüzdanı düzenletmesi, sahte belgelerle kurduğu şirket adına sahte çek hesabı açtırması ve bu hesaptan da sahte çek keşide etmesi nedeniyle TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmış ise de; Dairemizin 26.09.2011 tarih, 2011/25220 E., 2011/2009 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilen Ordu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.10.2010 tarih, 2010/210 E., 2010/228 K. sayılı dava dosyasında, sanığın sahte belgelerle kurduğu Ayyıldız Beyaz Eşya isimli şirket adına Ordu Halkbankası Şubesi’nden sahte çek hesabı açması nedeniyle yargılama yapıldığı ve resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşıldığından, somut olayda; Ordu Ağır Ceza Mahkemesi’nin bahse konu dosya getirtilerek sanığın eyleminin sahte çek keşide etmek suçunu oluşturup oluşturmadığı zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılmaması,
Kabule göre de;
b)Sanık hakkında tayin olunan 2 yıl hapis cezasında, TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca ¼ oranında artırım yapılırken “2 yıl 6 ay” yerine “2 yıl 4 ay” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.