YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11383
KARAR NO : 2014/11708
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’un yokluğunda verilen hükmün tebliğ edildiği, müdafiinin kayıtlı olduğu Ankara Barosu’n dan silinmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle yeni müdafiinin yapmış olduğu temyiz başvurusunun öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, iyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, itelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak Kulanılmasının, ğırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar …, …, … ve …’ın birlikte hareket ederek katılan …’a ait arsayı sahte kimlik ve sahte vekaletname ile satmaya karar verdikleri ve bu sonucu gerçekleştirmek üzere sanık …’ın katılan …’ün kimlik bilgilerini elde ederek sanık …’ın fotoğrafını kullanmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı düzenlettirdiği, daha sonra iki sanığın birlikte Ankara’ya geldikleri diğer sanık …’un onları karşılayarak mandırasında konaklattığı, ardından bu üç sanığın, sanık … ile buluştukları, sanıkların … olarak işlemlerde yer alan ve açık kimliği tespit edilemeyen bir kişiyi bularak Ankara Ruh Sağlığı Dispanserinden verilmiş görünen sahte rapor düzenledikleri, sanık … ile kimliği tespit edilemeyen bayanın birlikte sahte rapor ve sahte nüfus cüzdanı ile Ankara … Noterliğine başvurarak katılan …’a ait .. mah. .. Ada … nolu parselin satışı konusunda sanık …’a (… adıyla )satış yetkisi veren vekaletname düzenlettirdikleri, sanık …’ın sözkonusu sahte vekaletnameye dayanarak belirtilen arsayı sanık …’nın müşteki … aracılığı ile bulduğu müşteki …’ya satmak üzere tapu müdürlüğüne gittikleri, sanıklar … ve …, yakında bir kahvehanede beklerken sanık … ve …’ün tapuda işlem için bulundukları, görevli memur … sanıkların işlem için ibraz ettikleri nüfus cüzdanı tarihinin eski fakat görüntüsünün yeni olması nedeniyle bu kayıttan şüphelenip sanıklara ertesi gün satış yapmaları hususunda randevu verip, durumu araştırdığında nüfus cüzdanının sahteliğinin anlaşılması üzerine polise ihbarda bulunulduğu, sanık … ve …’ün henüz satış işlemi yapılmadan ve para tahsil edilmeden polisler tarafından yakalandıkları olayda;
1-Sanıklar …, … ve … haklarında dolandırıcılık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik incelemede,
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanıkların haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçelerinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Sanıkların sahte nüfus cüzdanı ile noterde düzenlettirdikleri sahte içerikli vekaletnameyi kullanarak tapuda satış yapmaya çalıştıklarının iddia ve kabul olunması karşısında sanıklara verilen ceza üzerinden 5237 sayılı TCK’nın 204/3 maddesi gereği artırım yapılmamış olması aleyhe temyiz olmadığından bozma talebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında dolandırıcılık, suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” , “60 gün”, “50 gün” ve “1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” , “ 2 gün” ,”1 gün” ve “ 20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.