YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24359
KARAR NO : 2015/27341
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Sanıkların, hükmü temyiz etmeyen sanık … ve temyizden vazgeçen suça sürüklenen çocuk … ile birlikte, olay gecesi Çaycuma ilçesine elektrik veren 1 nolu trafo binasında bulunan elektrik kablolarının bir kısmını baltayla kesip kopartarak hırsızladıkları iddia edilen somut olayda,
1- Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk … adına yaş küçüklüğü nedeniyle atanan zorunlu müdafii tarafından temyiz yoluna başvurulduktan sonra suça sürüklenen çocuğun 29/04/2010 tarihli dilekçesiyle temyizden feragat ettiği, dilekçe tarihi itibariyle reşit olması nedeniyle CMK’nın 266/3. maddesinde yer alan istisnai durumun söz konusu olmadığı ve temyizden vazgeçme dilekçesinin hukuken geçerli olduğu gözetilerek, bu hükümler yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2- Sanıklar … ve Hidayet Sevser hakkında hırsızlık ve mala zarara verme suçlarıdan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/4/2014 tarih ve 2013/2-685 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararında, 08/04/2014 tarih ve 2013/2-683 Esas, 2014/174 Karar sayılı kararında ve 14/10/2014 tarih ve 2013/2-560 Esas, 2014/416 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, hırsızlık ve mala zarar verme suçları 5237 sayılı TCK’nın onuncu bölümünde “mal varlığına karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup her iki suçun da koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Hırsızlık eyleminde fail zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip etmek ya da yok edip bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda, suça konu mal alınıp götürülmek suretiyle mağdurun zilyetliği tamamen ortadan kaldırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise malın mutlaka alınması gerekli olmayıp, çoğunlukla malın tamamı ortadan kaldırılmamakta, zarar verilerek kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirilmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta fail faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda mağdura zarar verme düşüncesiyle hareket etmesidir. Bu nedenle mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşebilecektir. Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın çalınması sırasında ayrıca bu eşyaya zarar verilmesinin de söz konusu olduğu hallerde, bu durum ancak, 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı taşınır mal olması durumunda ayrıca mala zarar verme suçundan da hüküm kurulamayacağı, bu durumun, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde gözönünde bulundurulacağı dikkate alınarak
ve eylemlerin bütün halinde nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca nitelikli mala zarar verme suçundan hükümler kurulması,
b- Sanık …’in aşamalarda suçlamaları reddetmesi, evinin müştemilatında elegeçen ve olay gecesi kablolarla birlikte çalındığı belirtilen kondansatör cihazını Filyos Çayı kenarında bulup eve getirdiğini beyan etmesi, savunma ve beyanları büyük oranda hükme esas alınan suça sürüklenen çocuk …’un aşamalarda sanık …’in yargılamaya konu suçlara iştirak ettiğinden söz etmemesi, hurdacılık yaptığı da göz önüne alındığında söz konusu cihazın evinden elegeçmiş olmasının bu sanığın tek başına hırsızlık ve mala zarar verme suçlarına iştirak ettiğinin kabulü için yeterli sayılamayacağı karşısında, hazırlıkta şüpheli olarak ifadeleri alınan kardeşleri … ve …’in usulen çağrılıp tanık olarak dinlenmelerinden sonra, sanığın eyleminin TCK’nın 165. maddesinde düzenlenen “Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçunu oluşturup oluşturmayacağı da tartışılarak hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
c-Kabule göre de; sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca koşulları bulunmadığı halde, TCK’nın 53/1. maddesinde sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilebileceği denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafileri ve sanık … Sevser’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın CMUK’nın 325. maddesi gereğince hükmü temyiz etmeyen suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’ya TEŞMİLİNE, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi..