YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17
KARAR NO : 2015/27197
KARAR TARİHİ : 22.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs, işyeri dokunulmazlığını ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur. Konuta girmek, failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır. Suçun oluşması için,sahibinin rızası olmadan girilen yada rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni kanunun 19. maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK anlamında bir konuttur Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik yada onun yakınında olan, konut veya benzerî yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu,eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir. Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi hâlinde Fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, Avukatlık bürosu, Doktor muayenehaneleri, Emlak bürosu, Mimar bürosu, vb. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane, örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi hâlinde bu fıkradaki suç oluşacaktır. Suçun, cebir kullanmak suretiyle işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Cebirin konut içinde bulunan herhangi bir kişiye karşı kullanılmış olması yeterlidir. Konut için rıza beyan etmeye yetkili kişiye yapılması zorunlu değildir. Cebirin, kişilere karşı kullanılması maddenin konusudur. Eşyaya karşı kullanılan cebir hâlinde ağırlaştırıcı neden uygulanmaz. Burada söz konusu olan cebir, kasten yaralama suçunda tanımlanan ve kişide basit bir tıbbı müdahaleyle giderilebilecek olan fiziki güçtür. Bu ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise hem bu suç oluşacak hem de kasten yaralama suçundan dolayı ayrı ayrı cezalara hükmedilecektir. Fiilin gece vakti işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Gece vakti TCK’nın 6. maddesinde tanımlanmıştır. Gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.
Sanığın, kimliği tespit edilemeyen başka kişileri de yanına almak suretiyle katılan kuruma ait binaya gece saat 22:30 sıralarında gelerek, pencerenin camını esneterek açmak suretiyle içeri girdiği, içeriden kabloları çuvala doldurarak götürmek istediği sırada, ilgili kurumun bekçiliğini yapan tanık …, sanık ve arkadaşlarını gördüğü ve bağırması üzerine sanık ve arkadaşlarının kaçtığı, polis tarafından yapılan takip üzerine sanığın yakalandığı, böylece sanığın kamu malına zarar verme, kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs ve birden fazla kişi tarafından birlikte geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamuya ait eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs ve geceleyin birden fazla kişi tarafından birlikte işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ve müşteki beyanları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nın 116/4. maddesi gereğince doğrudan temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, öncelikle TCK’nın 116/2. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası tayin edildikten sonra, aynı Kanun’un 116/4. maddesi gereğince ceza verilerek, arttırımın da bu ceza üzerinden yapılmasındaki isabetsizlik, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğu dikkate alınarak, bu yönde düzeltilerek onama isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
23/09/2012 tarihli görgü ve tespit tutanağında, sanığın, işyeri camını esnetmek suretiyle içeri girdiği belirtilmesine rağmen, söz konusu kurumda bekçilik yapan tanık Serdar, yargılama sırasında alınan ifadesinde, fabrikanın camlarının hafif itekleyince açılan camlardan olduğu için herhangi bir yerin kırılmadan içeri girildiğini belirttiği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; tespit tutanağı ile tanık beyanı arasındaki çelişkinin giderilmesi, söz konusu camın esnetilmesi ile ilgili olarak ne şekilde bir kurum zararı oluştuğunun araştırılarak karar yerinde tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.